| |
Bu şımarık bir röportaj oldu. Öyle bildiğiniz türden değil ama! Bol kahkahalı, eğlenceliydi. Çünkü ikisi de çok genç ancak donanımlılar...
Onlar yakında çekimine başlanacak ve ünlü şarkıcı Hande Yener’in de konuk oyuncu olarak rol alacağı Kraliçe Fabrika’da filminin yıldızları. Ali Kemal Güven filmin yönetmeni, Dicle Kartal ise başrol oyuncusu... İkisi de İzmirli. İkisi de çok genç ikisi de projeleri için çok heyecanlı... Biz de İzmirli oldukları, İzmir’den böyle yetenekler çıktığı için gururluyuz. Onları tanımanızı istedim çünkü isimlerini yakın zamanda çok duyacaksınız...
- Bize biraz kendinden bahseder misiniz?
Ali Kemal Güven: 1986 doğumluyum. İzmirliyim. İzmir Özel Türk Koleji’ni bitirdim. Orada okulun, İngilizce gazetesi için Hülya Avşar, Selda Kor gibi ünlü isimlerle röportajlar yapmaya başladım. Her röportaj yaptığım insana sinemacı olmak istediğimi söylüyordum. En sonunda Hülya Avşar, Pera Palas’ta bir film çekiyordu. “Madem bu kadar sinema yapmak istiyorsun, gel benim setime 20 gün boyunca seyret” dedi. Ve onun setine gittim. Hayran olduğum bir kadındı müthiş bir deneyim oldu. Ardından Epsilon yayınlarından 2006’nın son ayında, “Hep Böyle Kal” isimli romanım çıktı.
- Ne anlatıyordu roman?
40 yaşındaki bir kadınla annesinin öyküsüydü. Annesi Kos Adası’nda doğuyor. Ve orada muhteşem bir aşk yaşıyor, masal gibi… “Annenin kaderi kıza geçer” dedikleri doğrumudur? Fikrinden yola çıkan bir roman bu. Ama annenin kaderi kıza geçmiyor, kızın evliliği anneninki kadar güzel olmuyor, aldatılıyor. Bu kendi duygu dünyasında aldatılan ama çocuklarıyla birlikte tekrar ayağa kalkan bir kadının hikayesi bu...
- Sen kaç yaşındasın bu arada?
Ben 22 yaşındayım. 17 yaşında yazdım romanı…
- Nereden geldi böyle bir kitap yazma fikri senin aklına?
Bilmiyorum ben kendimi bildim bileli, yazıyor çiziyorum, sinemacı olmak istiyorum. İnsanlar çok gençsin diyorlar ama ben 10 yıldır bunun hayalini kuruyorum, bunun için uğraşıyorum.
- Ailende var mı?
Hiç yok!
- Annen baban ne iş yapıyor?
Annem müteahhitlik yapıyor.
- Yazmak senin için ne ifade ediyor?
Yazmak da sinema da aynı şekilde aslında ikisi de benim için anlatmak… Anlatmasaydım, herhalde hayatı kaldıramazdım diye düşünüyordum. Bu bir şekilde benim hayata devam edebilme yolu…
- Çok gençsin ve bu sözleri söylüyorsun, ben de “bu çocuk neler yaşadı acaba hayatta?” diye düşünüyorum şimdi…
Tabii ki de herkes kendine göre bir şeyler yaşıyordur mutlaka… Ben bir şeyler anlatmadan devam ettiremezmişim gibi geliyor…
- Bazı insanlarda vardır ya, “Hayatta her şey bana zor geliyor” derler… Öyle bir şey mi?
Öyle bir hüzün böcekliği şeklinde değil söylediklerim… Acıların çocuğu değil elbette… Hayatı bu şekilde ifade ediyorum, daha iyi hissediyorum…
- Peki, Kraliçe Fabrika filmine geçersek, nasıl doğdu bu proje?
Çıkardığım kitabı ben film senaryosu olarak yazmıştım. Ardından İclal Aydın’a başrolünü teklif ettim. İclal Aydın beni aradı ve “Teklif için çok teşekkür ederim ama bunda roman tadı var” dedi. Ben de oradan yazsam mı diye düşünerek yazdım kitap çıktı. Aslında ben kendimi bildim bileli sinema yönetmeni olmak istedim. 5 tane de kısa filmim var. Biri İzmir Kısa Film Festivali’nde gösterildi. Zamanı geldi ve uzun metrajlı ilk filmimizi, “Kraliçe Fabrika’da” yı yazdım. Bu benim Dicle’yi (Kartal) düşünerek yazdığım hikaye…
- Ne anlatacak bu hikaye bize Dicle’yi mi…
(Gülüyoruz) Hayır tabii ki canım… Dicle’ye olan aşkımı dememi bekliyorsunuz ama asla aramızda böyle bir şey yok. Ben Dicle’yi uzun zamandır tanıyorum. Bir filmde mutlaka varolması gerektiğine inandığım için bu senaryoyu yazdım.
- Neden mutlaka yer alması gerekiyor?
Ben genç bir sinemacı olarak bir ışık görüyorum…
- Burada fabrikadan kasıt ne?
Fabrika; Andy Warhol’un 1960’lı yıllarda NewYork Manhattan’da bir katı stüdyosu var. Hala günümüze yansıyan çalışmalarını gerçekleştirdiği bir yer. Filmlerini işte baskı tekniğini geliştirdiği yer burası. Andy Warhol Factory diye biliniyor. Buradan bir çok yıldız yaratıldı. Bu film bu fabrikaya bir gönderme… O yüzden filmimizin ismi Kraliçe Fabrika’da…
- Bu anekdotu da bilmek gerekiyor sanırım…
Filmde açıklıyoruz zaten.. İlk 10 dakikasında fabrikanın ne olduğunu Hürriyet Yazarı Onur Baştürk anlatacak izleyicilere…
- O anlatıcı olarak mı katılacak?
Konuk oyuncu olarak filmin parti sahnesinde rol alacak, fabrikanın ne olduğunu izleyicilere anlatacak.
- Sonra?
Bu iki kardeşin öyküsü, Yağmur ve Bulut’un hikayesi… Yağmur ve Bulut anne ve babaları tarafından dokunulmamış iki kardeş… Burada dokunulmamaktan kastım, ‘Şekillenmemek’
Kendi kendilerine bir karakter olmuşlar, biri çok sert, kuralları olan, diğeri ise duygusal ve kırılgan… Andy Warhol’culuk oynayan bir çocuk… Bu iki kardeş birbirlerini olduğu gibi kabul edemiyorlar. Filmin sonunda bir aile olmayı öğrenecekler…
- Bu bir gençlik filmi mi?
Evet genç bir film ama şehirli insanların filmi aslında… Türk sinemasında olmayan ve umarım bu saatten sonra olacak olan bir şey… Şehirli gençlerin filmi…
- Olmayan derken yok mu?
Şehirli film olmamakla beraber şehirli dizi de yok! Ben bir Avrupa Yakası’nı bir de Bıçak Sırtı’nı biliyorum. Ben en iyi anlatabileceğim şeyin kendi dünyam olduğuna inadım ve onu anlattım.
- Hande Yener filmde konuk oyuncu olarak katılacak mı?
Bir defa sadece Hande Yener yok. Billur Kalkavan, Onur Baştürk de var. Kendilerine menajeri aracılığıyla ulaştık. Kolay olmadı ulaşmamız. Biz genç bir ekibiz ve benim gibi bu işlerde çalışmış bir ekip oluşturduk. Seda Özkaraca bu filmin yürütücü yapımcılığını üstlendi. Aynı zamanda yardımcı yönetmenlikte yapacak. Biz Seda ile birlikte 4 aydır bu iş üzerine çalışıyoruz. Herkesi arıyoruz, soruyoruz. Filmde bir gay ikonu rolü vardı aklımıza Hande Yener geldi, ona sorduk o da kabul etti. Kendisine büyük teşekkür borcumuz var. Gerçekten herkesin kabul edeceği bir şey değil. Bize destek oluyorlar.
- Ne zaman çekimler başlayacak.
Dijital Film Akademisi’nin yapım ortaklığını üstlendiği bir proje bu… 2 Haziran’da İstanbul’da başlayacak. Şişli’de 120 yıllık bir apartmanının 5. katı Andy Warhol’un fabrikasına dönüştürülüyor şuanda…
- Maliyeti ne?
Bu film bütçesiz bir film… Vizyona çıktığında bir alternatif bir film olacak. Alışkın olmadığımız bir film olacak. Drama türü olacak… Drama ama içinde komik öğelerde bulunan traji-komik bir film olacak…
- Hikayedeki gerçeklik payı ne?
Değil ama Türkiye’nin her yerinde bu hikayenin yaşandığını düşünüyorum.
- Başka projelerin var mı?
Filmi bitirmek istiyorum. Sonra Amerika’ya gideceğim. Orada Sinema Yönetmenliği eğitimi alıyorum. Tabii dönüp dolaşıp geleceğim yer İstanbul olacak, çok hikaye toplamak lazım değil mi?
Dicle Kartal
Dicle Kartal 1986 İzmir doğumlu. Özel Türk Koleji mezunu. İzmir Ekonomi Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü’ne devam ediyor. “Profesyonel oyuncu değilim, bunun üzerine bir eğitim de almadım” diyerek ekliyor, “Ancak ortaokul ve lisede okul tiyatrolarında görev aldım. Lisede de Ali Kemal’in çektiği kısa filmlerden 4’ünde oynadım. İzmir Kısa Film Festivali’ndeki filmde başrolde oynadım. Profesyonel anlamda benim de ilk denemem olacak. Filmde Yağmur’u oynayacağım...” Dicle, Yağmur karakteri ile benzerlikleri olduğunu söylüyor: “Ben de biraz katıyımdır. İnsanlara karşı mesafeliyimdir. Filmlerde rol almak bana çok eğlenceli geliyor. Bu film, hayattan beklentilerle ilgili. Aslında, düşüncelerimiz farklı da olsa, herkesin ihtiyacı olan şeyler belli… Filmin sonunda bu ortaya çıkıyor.” Okulu tatile girer girmez, bir ay boyunca İstanbul’daki çekimlerde olacağını açıklıyor. Hedefleri arasında sinemaya devam etmek de var. Ama öncelikle eğitimini tamamlamak istiyor. Şimdilerde bir de moda editörlüğü de yapıyor.. |
|
| :: Aynı Kategorideki En Son Haberler |
|
|
İtalyan Moda Devi.. |
 |
İstanbul Bijuteri’nin Mümessili olduğu dünyaca ünlü İtalyan markası Jean’s Paul Gaultier’in her yıl İtalya’dan başlayıp Paris’te sona eren defilelerine bu yıl İzmir – Çeşme’de eklendi... |
|
|
Tomris Hanım’a Mektuplar.. |
 |
İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi hekimlerinden Cengiz Tümer, Hastane Bülteni’nde yazdığı “Tomris Hanım’a Mektuplar” isimli köşe yazılarını bir kitapta topladı.
Dr. Cengiz Tümer, Etki Yayınevi’nden.. |
|
|
.. |
 |
27 Haziran´da Didim�de açılışı yapılan Festival Meandros yoğun katılım ve ilgiyle devam ediyor. Hem bölgeden hem de çevreden katılımlarla gerçekleştirilen festivalde, yurtdışından gelen sanatçılar.. |
|
|
Bacon'ın 3 Tablosuna.. |
 |
20'inci yüzyılın en büyük İngiliz ressamı kabul edilen Francis Bacon'ın (1909-1992) kendi portresiyle ilgili bir üçlemesi, müzayedede 34,5 milyon dolara satıldı.
Christie's müzayede evinde satılan, Bacon'un.. |
|
|
Türkiye Festival Cenneti |
 |
Türkiye´de pilav, karpuz gibi yiyeceklerden yağmur duasına, çiçek, çocuk ve spordan turizme, bir çok alanda, yaklaşık bin 323 festival, anma günü, şenlik ve şölen tarzında.. |
|
|
2 Temmuz Anıtı.. |
 |
Sivas’ta yakılan 37 aydının anısına Karşıyaka Belediyesi’nin yaptırdığı anıtın açılışı şiir ve türkü şölenine dönüşecek.
Karşıyaka Belediyesi tarafından “Dünya Barış Anıtı” reakrasyon alanı içinde yaptırılan.. |
|
|
Bacon´ın 3 Tablosuna.. |
 |
20´inci yüzyılın en büyük İngiliz ressamı kabul edilen Francis Bacon´ın (1909-1992) kendi portresiyle ilgili bir üçlemesi, müzayedede 34,5 milyon dolara satıldı.
Christie´s müzayede evinde satılan, Bacon´un.. |
|
|
Batman Eşcinsel, Şirin.. |
 |
Çizgi romanların kahramanları için ilginç iddialar ortaya atıldı. İşte çizgi roman kahramanlarının bilinmeyen yönleri.
Her birinin 50 yılı aşkın süredir maceraları keyifle okunan, animasyonları ve sinema.. |
|
|
|