| |
Lale Roche´nin dansı Prof. Dr. Mehmet Öz´ün bu ay İstanbul´da vereceği konferansta da anlatılacak.
Cambaz ve orta oyuncu bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen, yaşamı lunapark oyuncakları arasında geçen bir dans tutkunu Lale Roche... İzmirli.
Kantocu büyükannesinden aldığı yeteneğini geliştirerek kendine özgü bir dans oluşturmuş. Dans eğitmeni ve koreograf Roche´nin bulduğu dansın adı Gym-oryantal (jimnastik-oryantal)... Klasik oryantalden farklı bir dans. Öyle kimse darbuka eşliğinde kıvırmıyor. Lale Roche, Gym-oryantalin bilimsel yanını savunuyor. New York Colombia Üniversitesi´nde kanıtlanan teze göre, insan bedeninde birbiriyle uyumlu çalışması gereken iki beyin var. Biri başımızda ve zihinsel... Diğeriyse karın bölgemizde ve duygusal... İşte Lale Roche´nin Gym-oryantali bu iki beynin uyumunu sağlıyor. Dansın vaatleri ise müthiş. Çalışmalarının bir bölümünü Fransa´da sürdüren, görme özürlülere dans eğitimi veren Roche´nin dansı Prof. Dr. Mehmet Öz´ün bu ay İstanbul´da vereceği konferansta da anlatılacak.
-Çocuklar hayatında birkaç kez böyle bir panayır ortamında bulunabilir ama gösteri dünyası sizin yaşam biçiminiz olmuş. Nasıl bir çocukluktu sizinki?
-Evet babam orta oyuncuydu. İsmail Dümbüllü gibi yani. Sokak tiyatrolarında akrobasi gösterileri ve cambazlık da yapardı. Lakabı Boncuk... Herkes onu öyle tanır. Çok keyifli bir ortamdı. O yıllarda tiyatro ve beden dilini tanıdım ve zenginleştim. Ama ne kadar şanslı olduğumu büyüdüğümde anladım. Çünkü bu çok az bulunan ve insanı bilgeleştiren bir meslek.
-Ya anne?
-Anne farklı bir karakter. Egeli, varlıklı bir ailenin kızı. Bir gösterisini izlemek için geldiğinde babama aşık oluyor ve evleniyorlar. O aşk hala devam ediyor ve evliler. Ama annemin yaşamına uzak olduğu için gösteri dünyasında çalışmadı.
-Turneler nedeniyle hep şehir şehir gezdiniz mi?
-İlkokula başlayıncaya kadar evet. Türkiye´nin hemen her yerine gittik. Ama sonra babam lunapark işine girdi. Bu nedenle yerleşik hayata geçtik diyebilirim.
CAMBAZ VE ORTA OYUNCU BABA
-Orta oyuncu ve cambaz bir baba daha anlayışlı ve eğlenceli miydi; yoksa kuralcı mı?
-Son derece duygusal, keyifli esprili, yardımsever, elinden her iş gelen çok başarılı bir baba... Ama kızları büyüyüp genç kız olunca tabii ki bazı dönemler tutucu kuralları da oldu.
-Dansa gelelim. Kim öğretti size dans etmeyi?
-Büyükannem dönemin çok iyi kantocusu ve orta oyuncusuymuş. Sanıyorum genetik bir miras. Çocukken hep tek başıma dans ederdim. Sonra Ege Üniversitesi öğrencilerinden profesyonel dansçı arkadaşlarım vardı. Onlarla çalıştım. Sonra da Paris´e gittim.
-Paris´te mi eğitim aldınız?
-Hayır tam tersi ben ritmik oryantal eğitimi verdim. Paris Belediyesi´nin dans okullarında ve sonra da Saint Denis Üniversitesi´nde...
-Nasıl yani? Öyle kapıyı çalıp "Ben geldim size ritmik oryantal" öğreteceğim demediniz herhalde?
-Öyle oldu diyebilirim. Bu işi alabilmek için kimseden yardım istemedim. Fransızlar, Arapların klasik oryantali biliyorlardı. Benim çalışmam çok farklı olduğu için hemen kabul edildi. Her yaş ve meslek grubundan gelenler vardı.
-Ne kadar sürdü Fransa yılları?
-1996´dan beri... Paris, Nice, Monaco ve Cannes´da dans eğitimleri verdim. Fransa´da bir kültür derneği kurdum. Aynı zamanda Fransız vatandaşıyım. Eşim orada. Bu nedenle Fransa´dan hala kopmadım. Orada yapacağım projelerim var.
GÖRME ENGELLİLERLE ÇALIŞTI
-Ne projesi?
-İstanbul´daki dans okulumun çalışmaları devam ediyor. Onun dışında Nice´de görme engellilerle yaptığım bir çalışma var. İki yıl önce görme engellilerden oluşan bir dans grubu kurdum. Bu çalışmayı Türkiye´de de Türkan Sabancı Görme Engelliler Okulu´nda başlattım.
-Bir görme engelli, ritmik oryantal yapmayı nasıl öğreniyor?
-Bana dokunarak hareketleri yapmayı öğreniyorlar. Hayatımın en keyifli, en zengin anları onlarla geçiyor. Yaşamları dansla çok değişiyor. Burada görme engelli ve otistik çocuklarla da benzer çalışma yaptık. Metin Sabancı Bedensel Engelliler Okulu´ndaki tekerlekli sandalyede olmalarına rağmen yaşam sevincini kaybetmeyen çocuklarla çalıştım. Yaşamayı seviyorlar. Bir de diğer insanlara bakıyorum. Bedenimiz, gözlerimiz, aklımız sağlam ama mutsuz olmak için yaşamdan kopmak için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz.
-Gym-oryantalin, klasik oryantalden ne farkı var?
-Bu ismi ben buldum. Benim yapmış olduğum dansı, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr Fikret Tüzün de onaylıyor. Amacım dansı keyifli hale getirerek günlük yaşamın içine alabilmek. Bu dansta egzersiz daha fazla. Öyle oryantal müziğiyle de dans edilmiyor. Bir çoğumuz spor salonlarına para yatırıyor ama bir dönem sonra sıkılıp gitmiyor. Ben de bu egzersizleri dansla yapmalarını sağlıyorum. Ayrıca da vücudun hareket etmeyen yani blokajlı bölgelerini de hareket ettirerek, içeriye atılan duyguları, baskıları da gün yüzüne çıkartarak kişinin kendini hafif hissetmelerini sağlıyorum. 23 Haziran´da Prof. Dr Mehmet Öz´ün de katılacağı ´Sağlıklı Yaşamayı Keşfedin, Genç Kalın´ kongresinde bu çalışma katılımcılara sunulacak.
ENERJİ SAĞLAYICI HAREKETLER
-Peki siz bu dansı nasıl keşfettiniz?
-Biyolojik çözümleme uzmanı dostum sayesinde. Bana ´Seni ne zaman görsem hep enerjiksin. Oysa ki çok koşturuyorsun. Şu hareketleri bana göstersene´ dedi. Hareketleri gösterince önüme bir sürü doküman çıkardı. ´Tamamen bilimden yararlanıyorsun´ dedi.
-Ne bilimi?
-Neuro gastro enterology... 2001 yılında New York Colombia Üniversitesi´nden Prof. Dr. Michael Gerson´ın tanıttığı bir bilim bu. İnsan bedeninde birbiriyle uyumlu şekilde çalışması gereken, biri başımızda zihinsel, diğeri de karın bölgemizde bulunan duygusal beynimiz yer alıyor. Ana rahminde, göbek kordonu yoluyla besleniyoruz. Doğduktan sonra da bu merkezi güçlü bir enerji kaynağı olarak almaya devam ediyoruz. Bu merkez etkin duruma geldiğinde de, kendimizi daha canlı ve güçlü hissediyoruz. Hastalıklardan koruyan bağışıklık hücrelerimizin yüzde 75-80´i karın bölgemizde. İki beyin birbiriyle uyumlu çalışmazsa dağınık, konsantrasyon eksikliği çeken, düşüncelerimizi gerçeğe dönüştürme enerjimiz olmayan, hayatın bize sunduklarını sürekli hayal kırıklığı olarak alan, öfke yaşayan zayıf bir insan oluruz. İki beyin uyumlu çalışırsa; genellikle enerji dolu, amaçları doğrultusunda emin adımlarla yürüyen, düzenli, dengeli, kararlı, kişisel güce ve dayanıklılığa sahip bir insana dönüşürüz. Bu dans, bu enerjiyi sağlayacak hareketleri öğretiyor.
-Bu dansı kimlere tavsiye ediyorsunuz?
-Kilo sorunu, ağrıları, parmak uyuşmaları, bağırsak ve beden duruşu sorunu olanlar özellikle yapabilirler. İnsanın korkuları yenmesinde, yüksek tansiyon riskini azaltmada, kasların güçlenmesinde, yaşam kalitesini arttırmada da etkili. Çocuklardan, 80 yaşına kadar her kesim bu dansı edebilir tabii. Bir de dişiliği, feminenliği, zerafeti yitiren kadınlar da gelebilir tabii. Bu özellikleri arttıran bir dans.
TANRIÇALARLA YAPILAN DANS
"Dansözlük ayrı bir meslek. Benim işim eğitim. Oryantal, ticari amaçla yapılıyor. Oryantali yapan kişiler dolayısıyla tahrik unsuru olan hareketleri ön planda tutuyor. Oysa ki oryantalin tarihçesine bakıldığında ana erkil dönemde, kadınların tanrıçalarına yaptıkları bir nevi ibadetmiş. Ancak zamanla batının doğuyu keşfetmesinde ticari amaçla kullanılmış oryantal dans. Oryantal, dişiye has bir danstır ancak ülkemiz tarihçesine bakıldığında bunu ilk yapanlar köçekçe yani erkekler"
ÖZGEÇMİŞİ
1972 İzmir doğumlu. Fransa´da Allience Françoise Dil Eğitim Merkezi´nde öğrenim gördü. Paris Gençlik Tiyatrosu´nda oyunculuk ve reji asistanlığı yaptı. Paris Belediyesi Dans Eğitim Merkezi, Saint-Denis Üniversitesi, Monaco Dans Plus Eğitim Merkezi ve Monaco Geleneksel Dans Okulu Tous En Schene´de eğitmenlik yaptı. Nice Madison Dans Okulu´nda çalıştı. Sophia Antropholis Fransız Literatürü bölümünde de eğitim alan Lale Roche, Türk-Fransız Kültür Derneği´nin kurucusu ve başkanı.
|
|