| |
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın İzmir’e karşı arsenik lincinden sonra, “bor linci” yapmaya kalktıklarını belirtti.
Başkan Kocaoğlu, sudaki bor oranı konusunda sınır değerin litrede 1.00 miligram olduğunu belirterek, “Halkapınar kaynaklarında Hıfzısıhha Enstitüsü bu oranı 1.7 miligram olarak tespit edip Bakanlığa bildirmiş. Oysa aynı kaynaktan dün bizim alıp Hıfzısıhha Enstitüsü’ne yaptırdığımız tahlillerde, bor miktarı 0.05 ile 0.044 miligram olarak tespit edildi. Daha önce hangi kriterleri baz aldıklarını merak ediyoruz” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı’nın, “İzmir’in suyunda bor var” iddialarına, düzenlediği bir basın toplantısıyla yanıt verdi. Başkan Kocaoğlu basın toplantısına, “Sağlık Bakanlığı’nın ‘Halk sağlığından öte başka maksatların yattığını’ düşündüğümüz iddialarını cevaplandırmak üzere bugün sizlerle birlikteyiz” diyerek başladı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, kentin kuzey bölgesindeki bazı kuyularda “standartın üzerinde” bulunan arsenik değerlerine karşı hızla alınan tedbirlere rağmen, İzmir’in, Sağlık Bakanlığı tarafından “özellikle hedef alındığını” düşündüklerini söyleyen Kocaoğlu, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kuzey bölgesindeki bazı su kuyularında 2007 yaz aylarında ortaya çıkan, 2007 kış aylarında azalan ve 2008 yaz ayları ile birlikte tırmanış gösteren arsenik değerlerine karşı, süratle harekete geçerek gereken tedbirleri almıştır. Bu tedbirlerin başında da, sorunlu kuyuların kapatılması, çözüm konusunda üniversite ile işbirliğine gidilmesi ve arıtma tesisi kurma çalışmalarının başlatılması gelmektedir. Ancak buna rağmen, Bakanlık yetkilileri, ısrarla ve her fırsatta ‘İzmir’in suyunda kanser riski’ bulunduğunu iddia edip Büyükşehir Belediyesi’ni zan altında bırakmakta ve İzmirli hemşehrilerimizi Belediye’ye karşı tahrike zorlamaktadır” dedi.
İşte gerçek “bor” rakamları
Bunun son örneğinin, ‘İzmir’in içme suyunda standartların üzerinde bor olduğu’ yönündeki iddialar olduğunu vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, şöyle devam etti:
“Belediyemizin Sağlık Bakanlığı’dan önce bir gazeteden öğrenebildiği ‘uyarı’ yazısında; ‘Güzelbahçe, Menderes, Narlıdere ve şehir merkezindeki içme sularında yüksek düzeyde bor bulunduğu’ iddia edilmektedir. Oysa standart değeri litrede 1.00 miligram olan bor, İzmir’in Narlıdere ilçesinde 0.080 miligram, Güzelbahçe ilçesinde 0.070 miligram, Menderes’te 0.23 miligram, kent merkezi olarak nitelendirilebilecek bölgelerden Halkapınar Pompa çıkışında ise 0.07 miligram olarak tesbit edilmiştir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin TÜRKAK tarafından akredite edilmiş kuruluşu olan İZSU Laboratuvarları’nın yaptığı bu ölçüm sonuçları ile T.C. İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Fen Bilimleri Ana Bilim Dalı Adli Toksikoloji Laboratuvarı’na gönderilen ‘aynı noktalardan alınmış’ su numune sonuçları da paralellik göstermektedir. “
Hıfzısıhha çelişkisi
Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısının, Halkapınar Pompa çıkışındaki bor oranını litrede 1.7 miligram olarak açıkladığını hatırlatan Başkan Kocaoğlu, “İZSU uzmanları tarafından aynı yerden alınan numunelerin İzmir Hıfzısıhha Enstitüsü’nde yapılan bugünkü (17 Temmuz 2008) analiz sonuçları, litrede 0.05 miligram ve 0.044 miligram olarak tesbit edilmiştir. Sağlık Bakanlığı’nın, İzmirlileri paniğe sevkedebilecek böylesine bir iddiayı ortaya atarken hangi kriterleri baz aldığı merak edilmektedir” diye konuştu.
Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye’deki diğer illerde yaptırıldığı bilinen su analiz sonuçları yaklaşık 2 aylık süre içinde henüz açıklanmazken, arsenik değerleri iki gün içinde açıklanan İzmir’de şimdi de ‘bor’ iddialarının ortaya atılmasının hayli manidar olduğunu belirten Kocaoğlu, şunları söyledi:
“İzmir’in su kalitesine ve İzmirliler’in sağlığına gösterilen bu büyük ilgi, ayrıca her türlü takdirin üzerindedir. Yine de İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Bakanlığı’na, Türkiye’nin diğer illerine ilişkin total su analiz sonuçlarının bir an önce açıklanması konusunda bir kez daha çağrıda bulunmaktadır. Sayın Bakan, bir televizyon programında ‘arsenik değerlerinin yüksek olduğunu belirttiği 12 il’ ile başta başkent Ankara olmak üzere diğer büyük kentlerimizin sularındaki insan sağlığına zararlı alüminyum, kadmiyum ve benzeri bileşenleri de içeren tam analiz sonuçlarını, tıpkı İzmir’deki gibi ‘nokta nokta’ açıklamak zorundadır.”
“Muafiyet” maddesi ne diyor?
Sağlık Bakanlığı’nın Sayın Müsteşar Yardımcısı, dün (16 Temmuz 2008) yaptığı açıklamada, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Muafiyet talebine’ karşılık, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliği’nin ‘Muafiyetler’ başlığı altında belirtilen 12. maddesini kendisine dayanak alarak, ‘Hiçbir muafiyetin insan sağlığına yönelik potansiyel bir tehlike oluşturmaması esastır’ dediğini hatırlatan Başkan Aziz Kocaoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“ Doğrudur. Söz konusu yönetmelik, aynen Sayın Müsteşar Yardımcısı’nın okuduğu bu cümle ile başlamaktadır. Ancak Sayın yetkili, aynı yönetmelik maddesinde yer alan şu cümleleri nedense es geçmiştir: ‘Ancak bölgede içme-kullanma suyu tedarikinin sürdürülebileceği başka makul yolların bulunmaması halinde, Ek-1 (b)’de ya da 7. maddenin ikinci fıkrasına uygun olarak belirlenen parametre değerlerinden, yetkili mercice, belirlenecek bir maksimum değere kadar muafiyet verilebilir. Muafiyetler kısa süreli olur ve maksimum üç yılı geçemez. Bu sürenin sonuna doğru yeterli ilerleme sağlanıp sağlanmadığını belirlemek için bir değerlendirme yapılır. İkinci bir muafiyetin verilmesi halinde, buna ilişkin değerlendirme sonuçları, ikinci muafiyet verilmesinin bütün gerekçeleriyle birlikte komisyona gönderilir. İkinci muafiyetin süresi 3 yılı aşamaz. Ancak istisnai hallerde, Komisyon’dan 3 yılı aşmayan üçüncü bir muafiyet dönemi talep edilebilir.’ Dolayısıyla bizim Sağlık Bakanlığı’ndan talep ettiğimiz muafiyet, aynı Bakanlık tarafından çıkarılmış bu yönetmeliğin bize verdiği yasal bir haktır.”
Daha önce muafiyet başvurusu yapılmadı
İzmir’in, 2007 yaz aylarına kadar hiç rastlamadığı arsenik sorunu için 2005 yılında muafiyet başvurusu yapmasının mümkün olmadığını, bu doğrultudaki Bakanlık söylemlerini
de kamuoyunun takdirine bıraktığını açıklayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Ayrıca biz, yönetmelikte muafiyet süresi olarak 3 yıl belirtildiği için böyle bir talepte bulunduk. Bu, hazırlıklarımızın tamamlanması için 3 yılın sonunu bekleyeceğimiz anlamını taşımamaktadır. Aksine, daha önce başladığımız çalışmalar 4 ay içinde bitecek ve İzmir’in bazı bölgelerinde karşılaştığımız arsenik sorunu da tümüyle ortadan kalkacaktır. Bu bilgileri de zaten daha önce sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmıştık.
İzmir’e karşı çifte standart
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü:
“Halkı, paniğe sevkedebilecek türde uyarılarda bulunan Bakanlığın, arsenik değerinin yüksek olduğu 12 il ile suyunda ağır metalleri içeren başka illerimiz hakkında hiçbir işlem yapmaması da, hayli düşündürücüdür. Akredite laboratuvarlarında yaptığı analizlerde, İzmir’den çok daha yüksek arsenik oranlarına sahip illerin varlığını tespit eden Belediyemiz, bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın sessizliğine de bir anlam verememektedir. Sağlık Bakanlığı, nedenini bir türlü çözemediğimiz tavır ve açıklamalarıyla, sanki başka bir ülkenin vilayetiymiş gibi, İzmir’e karşı ‘çifte standart’ uygulamaktadır. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu süreçte yaşanan olayların yorumunu kamuoyunun takdirine bırakmaktadır.”
İşte Kocaoğlu’nun sorulara verdiği yanıtlar :
- Sağlık Bakanlığı’nın bor değerleri ile sizinkiler birbirini tutmuyor. Faturalara su içilmez diye yazacak mısınız, itiraz edecek misiniz, bundan sonraki tavrınız ne olacak ?
Evet, değerler örtüşmüyor. İZSU Genel Müdürlüğümüz bu nedenle, Hıfzıssıhha yetkililerini arayıp, kendi uzman elemanları ile Hıfzıssıhha Enstitüsü elemanlarının tahlilleri birlikte yapmasını önerdi. Onlar, ‘biz, aynı yerden numune alıp ancak bir ay sonra yaparız’ dediler. Bunun üzerine İZSU, aynı yerden numune alıp İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Onların tahlil sonuçlarına göre bor değeri, İZSU’nun belirlediği değerlerin de altında. Yine de bu sabah Halkapınar kaynaklarından numune alıp Hıfzıssıhha Enstitüsü’nde tahlil yaptırdık: 0.005 ile 0.044 miligram olarak çıktı. Oysa Bakanlık, 1.7 demişti
- Daha önce muafiyet talebinde bulundunuz mu, reddedilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz ?
Biz ilk kez muafiyet talebinde bulunduk. Arsenik sınır değerleri zaten 2005’te düşürüldü ve bir yönetmelikle 3 yıllık geçiş süreci belirlenmişti. Kaldı ki, daha önce böyle bir sorunumuz yoktu. Olmayan bir sorun için niye muafiyet talebinde bulunalım? Tabii ki itiraz edeceğiz ve değerlerimizi bir üst yazı ile göndereceğiz. Biz, yasal hakkımız olan muafiyeti, yönetmeliğin 12. maddesi ile tanınan muafiyetin yasal hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Aksi, kamuoyunun takdirindedir.
- Arsenik oranı yüksek olan illeri açıklar mısınız ?
Benim görevim İzmir ile ilgili. Türkiye’nin suyunu inceleyecek kurum Sağlık Bakanlığı’dır.
Ben, bir yönetmeliğin ilk cümlesinin okunmasına Türkiye’de ilk kez tanık oluyorum.
- Kurumların tahlil sonuçları rakamları arasında uçurum var, halkı paniğe sürükleme gerekçesiyle dava açacak mısınız ?
Su önemli bir konu. Yerel yönetimin CHP’li ya da AKP’li olması fark etmez. Bugün öğleden sonra, Hıfzıssıhha Enstitüsü yetkililerine, “İki kurumun uzmanları birlikte numune alsınlar; yine birlikte önce Hıfzıssıhha Enstitüsü sonra da İZSU laboratuarlarında tahlil yapsınlar, incelesinler” önerisini götürdük. Bu da tatmin etmezse, herhangi bir tarafsız kuruma inceleme yaptırmaya da hazırız. Bunun dışında biz her türlü yasal hakkımızı kullanmak zorundayız. İzmir halkı için bunu yapmak zorundayız. Biz önlemlerimizi aldık. Arsenik değeri yüksek kuyuları kapattık. Temizliğini yaptığımız Cumhuriyet depomuza Güzelhisar Barajı’ndan arsenik değeri ‘0’ su pompalamaya başladık. 10 gün içinde değer sonuçlarını alabileceğiz.
- İzmir’in üzerine gelinmesinde CHP’li olmanızın bir etkisi var mı ?
Onu en iyi, Sağlık Bakanı ile Müsteşar ve Müsteşar yardımcısı bilir. Bu bir iddiadır.
- Gelinen noktada, Sağlık Bakanlığı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir hesaplaşması görünüyor.
4 yılı aşkın bir süredir, CHP’li bir belediye başkanı olarak AKP iktidarı ile çalışıyorum. Tabii ki bazı sıkıntılar, problemler yaşadım. Ama ben bunları hiçbir zaman şova dönüştürmedim. Bu, benim devlet adamlığı anlayışıma aykırı.. Ama, su konusundaki son gelişmeler, beni bu basın toplantısını yapmaya zorladı. Tabii ki İzmir’in suyu ile ilgili Sayın Bakan ile 1. ve 2. adamının açıklamalarına yanıt vermem gerekir. Çünkü, İzmir halkını paniğe sürükleyecek bir tutum içindeler. Bu bombardımanın altında kalamazdım. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı’nın verdiği bilgiler, bizim kendilerine verdiğimiz açık, şeffaf bilgilerdir.
‘Satır kaymış’
- Arsenik tahlillerinde de değerler farklı idi, bu bir tesadüf mü ?
Evet, Hıfzısssıhha’nın arsenik değerleri, bizim aleyhimize yüksek çıkmıştı. İtiraz ettik. ‘Efendim yok burada satır kaydı, şu oldu, bu oldu’ dediler. Sonra bir araya gelindi. Hıfzıssıhha Enstitüsü, aynı kaynağın suyunda bor oranını nasıl hem 1.7 hem de 0.005 ile 0.044 miligram olarak çıkarıyor? Buna rağmen bu rakamları Sağlık Bakanlığı’na bildirmiştir. Bugün Hıfzıssıhha, güvenilirliğini yitirmiştir. Açık ve nettir. Bu toplantı da, arsenik lincinden sonra bor lincine karşıdır. ‘İzmir suyunda bor var’ iddiası, asılsız mesnetsizdir.
- CHP milletvekillerinin, halkın sağlıklı su alması adına, arsenik değeri yüksek diğer illerin açıklanması konusunda harekete geçmesi gerekmez mi ?
Bunu, CHP milletvekilleri değerlendirir. Benim hedefim “0” arseniktir. Sayın Bakan ‘İzmir’in suyundaki arsenik stabil olmuştur. Diğer illerinki değişkendir’ diyor. Yani İzmir’in suyundaki arsenik oturmuştur diyor; nasıl oluyorsa?
- Arsenik değerleri açıklanmayan diğer illerdeki insanlar sağlıklı su içmiyor mu ?
Bunun yanıtını vermek de Sağlık Bakanlığı’nın görevi. Ben de Sağlık Bakanı’nı bu konuda göreve çağırıyorum; açıklasınlar. Ben şunu diyorum; İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak benim arıtma yapacak, yeni kuyu açacak gücüm, finansmanım var. Zaten bunun için harekete geçtim. Ama birçok belediye, suyunda arsenik tespit etse bile bunları yaptıracak durumda değil. Bunun için hükümetin destek olması gerekir. Sağlık Bakanlığı’nın tüm Türkiye’de suyunda sorun olan illerin, yerleşimlerin sorununu çözmesi gerekir. İzmir’in, sınırları kılpayı aşan değerleri ile uğraşmasınlar. Biz zaten sorunu çözmek için gerekeni yapıyoruz.
|
|