| |
Eşini aldattığı iddia edilen Yaşar Nuri Öztürk gündemdeki belden aşağı bu iddialara belden aşağı yanıt verdi...
Eşini aldattığı iddia edilen HYP lideri Yaşar Nuri Öztürk bugün Hürriyet'teki köşe yazısında iddialara sert bir yanıt verdi.
Öztürk, "Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor" ifadesi oldukça dikkat çekti.
İşte o yazı:
Bir tereddüdün romanı
Romandan filan söz edecek değilim.
Sözünü ettiğim tereddüt, Millî Mücadele sürüp giderken gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi’nde hayatının en uzun konuşmasını yapan Atatürk’e dinleyiciler arasından gelen müthiş bir sorunun yarattığı ve bugün kahırlı acılara dönüşen bir tereddüttür.
Benim tespitlerime göre, Atatürk’ün hayatında yaptığı en uzun süreli konuşma, 2 Şubat 1923’te İzmir Kordon’da, İzmir İktisat Kongresi toplantılarından birinde yaptığı konuşmadır. O tarih yaratan ve kendisi de bir tarih olan konuşma, halkın da dinlediği, canlı sorular sorduğu ve cevaplar aldığı destanî bir konuşmadır. 2 Şubat 1923 günü birkaç oturumda tamamlanmış, saatlerce sürmüştür.
Halk, konuşmaya zaman zaman tezahürat cümleleriyle, bazen de Gazi’ye sorduğu ve cevabını anında aldığı canlı sorularla katılıyordu.
O konuşma bu yönüyle de eşsizdir, örnektir, tarihtir.
İşte, zabıtlarda ‘hazır olanlardan biri’ diye geçen bir yurttaşın uzun sorusundan ibret verici, keramet gibi cümleler. Parantez içi sözler bizim açıklamalarımızdır. Uzun sorunun özeti şu:
“İslam’ın kurtarıcısı! Müsaade-i devletleri olursa bendeleri de memleketimin ve devletin mukadderatıyla alakadar bir noktadaki müşkülümün hallini zatı devletlerinden rica ediyorum. (Şu vakara, şu ciddiyet ve nezakete, şu öngörüye bakın). Köylüleri karşısına alıp büyük bir tevazu ile her türlü ihtiyaçlarını ve yaralarını dinlemek için lütfen teşrif buyuran yüce Gazi’den bütün köylü rica ve istirham eder ki, bu millî hâkimiyetin ebediyen bekasını temin edecek yollar ve bunlara ait hususlar tespit olunsun.”
“Paşa Hazretleri! Devletlilerince de malumdur ki, halkımız eğitimsizdir ve masumdur. Bu cehalet ve masumiyetin neticesidir ki, (şimdi şu bilince, şu idrake bakın) memlekete dün mebus sıfatıyla o millet kürsüsünden hitap eden Mustafa Sabri (Damat Ferit ve İngilizlerle Bağımsızlık Savaşı aleyhine işbirliği yapan ve halkı Allah ile aldatan hain şeyhülislam) ve emsali bugün büyük felaketler getirmiştir. Yarını kim temin edecek ki, Mustafa Sabri veyahut o mayadaki adamlar memlekete girmesin. Gençlik bunda bütün ruhuyla, bütün mevcudiyetiyle tereddüttedir…” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, 15/52)
Şimdi de, aynı oturumdaki bir bürokratın sorusunu yine özetleyerek verelim. Maarif Müdürü Vasıf Bey soruyor:
“Paşa Hazretleri! Çöken imparatorluğu teşkil eden saray ve o sarayın etrafındaki menfaatperestler zümresi ve o zümrenin menfaatini temin etmek için dini araç kabul eden zümre tamamen yıkıldı mı?”
“Osmanlı İmparatorluğu yaşarken herkeste genel bir kanaat vardı: Padişaha karşı değil silah atmak, padişah konuşurken titrememek bile günahtır. Fakat görüyorsunuz ki, Anadolu halkı ve köylüsü üç yıldan beri padişahın hilafet ordusu diye gönderdiği kuvvetlere silahla karşı koydu. (Örtülü bir putperestlik olan bir anlayışın yıkılışına ilişkin ibret verici şu cümleye çok dikkat) Ruhlarda ve fikirlerde husule gelen bu değişikliğin sebebi nedir?” (Adı geçen eser, aynı yer)
Türkiye seksen yıldır bu tereddüdün romanını yaşamaktadır. Kahırlanarak söyleyelim ki bu roman, bu tereddüdü duyan o büyük ruhlu dedelerimizin kaygılarını haklı çıkarmış, Allah ile aldatmanın Haçlı ile işbirliği yapan tezgâhı, onlarca Damat Ferit ve Mustafa Sabri üretip ülkenin subaşlarına oturtarak aydınlanmanın mirasını çürütmüştür.
ABD’si, AB’si, yeni Damat Ferit ve Mustafa Sabrilerle işbirliği halinde o mirastan intikam alıyor.
Son olarak, Atatürk’ün büyük eserlerinden biri olan Montrö sözleşmesini de deldiler.
Hortlamış bir sürü Damat Ferit ve Mustafa Sabri ile bütün bunlar yapılır, bütün kaleler bir bir düşürülürken, ülke, aydınlanmanın önünü açanlardan biri olan adamın anıtlaşmış eserlerini yaratan açıktaki o büyük kafasını bırakıp fermuarının arkasındaki küçük kafasıyla uğraşıyor.
Ne için?
Velinimetlerine ihanet etmiş iki üç ağır ruh hastasıyla, aydınlık aleyhine kiralanmış politika bezirgânı birkaç namussuzun işbirliğinden doğan iğrenç çıkar değirmenine su taşımak için…
Bu hale getirilmiş bir ülkenin akıbeti nasıl olabilir? Cevabı vicdanlarınız versin, sevgili okuyucularım!
Hürriyet / Yaşar Nuri ÖZTÜRK |
|
| :: Aynı Kategorideki En Son Haberler |
|
|
Lodostan Geriye Kalanlar.. |
 |
İzmir´de şiddetli lodos hayatı olumsuz etkiledi. Gün boyu etkisini gösteren şiddetli lodos nedeniyle vapur ve arabalı vapur seferleri iptal olurken, ağaçlar devrildi.
Tüm yurt genelinde kendini.. |
|
|
Afganistan´da Bombalı Saldırı |
 |
Kanada ordusu, Afganistan´da 8 askerlerinin yaralandığını duyurdu.
Ordu sözcüsü John Dacombe, Afganistan´ın güneyinde Kanada askerlerinin içinde bulunduğu bir zırhlı aracın geçişi sırasında bomba patlaması nedeniyle 8.. |
|
|
Danimarka´dan Sünnete Yasak |
 |
Ünlü İtalyan Gazetesi Corriere Della Sera, Danimarka Hükümetinin 15 Yaş Altı Müslüman ve Yahudi Erkeklere Sünneti Yasaklayacağını Yazdı. Bu Konudaki Yasa Teklifi Komisyona Gönderildi. Ülkede.. |
|
|
Dsp Kuruluş Yıldönümünü.. |
 |
DSP, kuruluşunun 23’ncü yıl dönümünü bugün Ankara’da düzenlenecek bir toplantıyla kutlayacak. Kutlama törenlerinde, DSP Lideri Zeki Sezer de, partinin yerel seçim manifestosunu açıklayacak
Yerel seçimlere dönük.. |
|
|
Öğretmenleri Eliyle Kekeme.. |
 |
İzmir Aliağa'da daha önce yaşadığı bir travma nedeniyle geçici bir süre konuşamayan öğrenci, öğretmeninin verdiği ceza sonrasında kekeme oldu
6 yaşında zekası 128 çıkan çocuk, öğretmeni.. |
|
|
Uyuşturucu Savaşları: 30.. |
 |
Meksika'da uyuşturucu kartelleri arasında yaşanan çatışmalarda 30 kişinin öldüğü bildirildi.
Meksika'nın ABD sınırı yakınlarında bulunan ve uyuşturucu kartellerinin ''savaşına'' sahne olduğu için ''dünyanın en tehlikeli kenti''.. |
|
|
Ağlayan Bebek Ailesini.. |
 |
Bursa´da şiddetli lodos, kömür sobalarından zehir kusarken, gece boyunca sürekli ağlayan 2 yaşındaki bir bebek anne ve babasının hayatını kurtardı.
Alınan bilgiye göre, merkez Yıldırım İlçesi.. |
|
|
Ölen Oğlunu En.. |
 |
Trenin altında kalarak hayatını kaybeden Ozan'ın acılı annesi Sümbül Beltir'in cenaze töreninde oğlunun en sevdiği türküyü söylemesi herkesi ağlattı...
Tuzla Tuğrulbey Lisesi öğrencisi Ozan Beltir (18),.. |
|
|
|