| |
CİNLER BEYAZPERDEDE
Bu hafta vizyona birbirinden güzel 5 yeni film girdi. Özellikle herkesin aylardır izlemek için merakla beklediği Musallat nihayet vizyonda. Yapımcı, yönetmen ve başrol oyuncularının “ilk sinema filmi” olan Musallat’ta, halk arasında “üç harfliler” olarak adlandırılan ve tabu olarak kabul edildiğinden hep, korku, endişe ve dehşet duygularını çağrıştıran “cinler” ilk kez Beyazperde’de işlenecek.
Başka alemlerden varlıklar (cinler) insanlarla temasa geçerse ne olur? İnsanoğlu sandığımız kadar güçlü mü yoksa birçok şeyden aciz mi? Birbirini seven iki gencin öyküsünden yola çıkan film, bu ve benzeri soruların cevaplarını verecek.
BEYAZ MELEK
Yapımcılığını Murat Tokat ve A. Levent Öngör’ün üstlendiği senaryosunu kaleme alan Mahsun Kırmızıgül’ün aynı zamanda yönettiği ve rol aldığı “Beyaz Melek” bir aşkın öyküsü. Bu aşk öyküsü, iki insanın birbirine duyduğu aşk değil bir grup insanın hayata ve birbirlerine duyduğu aşk ve sevgi.
Filmde Doğu’dan Batı’ya, mekteplisinden okul görmemişine, şehirlisinden köylüsüne, gencinden yaşlısına herkesin yaşayıp etkileneceği sevginin her türlü motifi hem duygusal, hem de esprili bir dille anlatılıyor. Kalplerimizi ısıtan tüm anlar ve bizi biz yapan tüm değerlerimiz belki de daha önce hiç düşünmediğimiz şekilde “Beyaz Melek” de seyirciyle buluşuyor.
KORKAK ROBERT FORD’UN JESSE JAMES SUİKASTI
Jesse James [BRAD PITT] ülkenin ilk gerçek şöhretlerinden biriydi.
Amerika’nın en ünlü kanun kaçağı hakkında sayısız kitap yazıldı, hikayeler anlatıldı; bu renkli ve büyüleyici öykülerin hepsi James’in halk arasındaki efsanevi kimliğine, cesur maceralarına odaklandı ve çoğu da nadiren gerçek şeylere değindi.
Soyduğu ve dehşet saçtığı insanlar ve öldürdüğünü söylediği kişilerin aileleri için sadece bir suçlu olabilir, ama 1870’lerde James’in çetesinin eylemlerini anlatan sansasyonel gazetelerde ve ucuz romanlarda, Jesse huşunun ve hayranlığın odağıydı. Bir çoğuna göre, o bir Robin Hood’du; yoksul çiftçileri sömüren demiryolu ve banka sahiplerini hedef alıyordu. Haksızlığa uğrayan ve yaralanan bir Konfederasyon (İç Savaş sırasında Güney eyaletleri adına savaşan) askeri olarak, hayatını mahveden Güney Birliği’ne saldırması için trajik bir nedeni vardı. Daha da önemlisi, gitgide daha çok şehirlere yerleşip, kurallara bağlı, sıradan hayatlar yaşamaya başlayan insanlar için, James vahşi batının son temsilcisiydi: Özgürlüğün ve Amerikan ruhunun temsilcisi, kanunu hiçe sayıp kendi kurallarıyla yaşayan bir asiydi…yani her yönüyle, bir efsaneydi.
En büyük hayranlarının biri olan Robert Ford [CASEY AFFLECK], hayatını günün birinde idolüyle yan yana at sürme umuduna adamış, idealist ve hırslı bir adamdı. Bir gün tarihin ona Jesse’yi sırtından vuran “adi küçük korkak” damgası vuracağını asla tahmin edemezdi.
Peki ama folklorun ve gazetelerin satışlarının ötesindeki gerçek Jesse James kimdi? Ya da on eyaletteki kanun adamları deneyip başarısız olurken, henüz on dokuz yaşında Jesse’nin çetesinin üyelerinden biri olarak böylesine heybetli bir kişiliği alt etmeyi başaran Robert Ford kimdi? İki genç adam nasıl arkadaş olmuşlardı; ve birinin ölümüne, diğerinin ise hayatını tanımlayacak ve özetleyecek vurma olayına yön veren önceki gün ve saatlerde ikisi arasında ne geçmişti?
Kimse asla tam olarak gerçeği bilemez.
Ron Hansen’ın romanına dayanan “Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti” Amerika’nın en ünlü kanun kaçağının ve onun şaşırtıcı katilinin özel yaşamlarını ele alarak, efsaneye yeni bir bakış açısı sunuyor ve ünlü vurulma olayının öncesindeki aylarda gerçekte neler olmuş olabileceği sorusuna yanıtlar arıyor.
30 GÜN GECE
David Slade’in yönettiği ve Josh Hartnett, Melissa George, Danny Huston ile Ben Foster’ın oynadığı 30 Gün Gece (30 Days of Night), 16 Kasım 2007’de Warner Bros. dağıtımıyla Fida Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Alaska’nın Barrow kasabası her kış, 30 gün boyunca, zifiri karanlığa gömülür. Bu kış, ortaya çıkan gizemli bir grup, kasabada kalan insanlarla beslenmek için son bulmayan bu karanlıktan faydalanmayı beklemektedir. Şerif Eben, sayıca gitgide azalan hayatta kalanlar grubu tekrar gün ışığına kavuşana dek ayakta kalmak için ellerinden gelen her şeyi yapmak zorundadırlar.
GARFIELD GERİ DÖNÜYOR
Dünyanın en tembel ,en obur kedisi Garfield,her geçen gün artan kilolarını dert etmeden ve bu gidişle beyazperdeye nasıl sığabileceğini hiç düşünmeden sevenleriyle üçüncü kez buluşmaya hazırlanıyor.
Wonderworld Animasyon Stüdyolarında yaratılan “Garfield Geri Dönüyor” 16 Kasım’dan itibaren hem kediseverleri, hem de her yaştan animasyon filmi sevenleri Türkiye sinemalarında bekliyor olacak.
Senaryosunu Garfield serisinin yaratıcısı Jim Davis’in yazdığı “Garfield Geri Dönüyor-Garfield Gets Real”, 1994 yılında yayınlanan “Garfield and Friends”ten bu yana yapılan ilk baştan sona animasyon “Garfield” filmi özelliğini taşıyor.
Çizgi bant yıldızı olmanın tekdüzeliğinden sıkılan Garfield, gazete sayfasından firar ederek “gerçek dünyanın” yolunu tutar. Gerçek bir ev kedisi olarak düşük profilli hayat yaşarken, gazete baskıya girmeden geri dönmediği takdirde çizgi serinin iptal edileceğini öğrenir. Ancak bugüne kadar gerçek dünyaya kaçan hiçbir çizgi karakter, sonradan geri dönmeyi başaramamıştır. Üstelik birtakım şeytani güçler, onun çizgi roman dünyasına geri dönüşüne engel olmaktadır.
“Garfield Geri Dönüyor”da, çizgi bant serisinin baş karakterleri olan Garfield, Jon Arbuckle, Odie, Nermal ve Arlene’in yanısıra yeni karakterler de boy gösterecek. Filmin yeni karakterleri arasında Wally, Bonita, Billy Bear ve Eli başı çekiyor. Ayrıca yeni bir karakter olan Sheckny adlı kediyi de filmde tanıma fırsatı bulacağız.
|
|