| |
BEOWULF:ÖLÜMSÜZ SAVAŞÇI
Haftanın en iyi filmi Beowulf.Ölümsüz Savaşçı. Kahramanların yaşadığı efsanevi bir dönemde, güçlü savaşçı Beowulf, Grendel isimli şeytani bir yaratıkla çarpışır ve yaratığın acımasız olduğu kadar baştan çıkarıcı annesi tarafından lanetlenir. Bu üçlünün destansı çatışması Beowulf’un zamanı aşan edebi efsanesini doğurur.
Oscar ödüllü yönetmen Robert Zemeckis İngiliz dilinin en eski destanını en çağdaş teknoloji ile anlatırken, dijital büyüyle pekiştirilmiş canlı aksiyon sayesinde yeni bir sinema deneyimi oluşturuyor.
Bu yıl izleyeceğiniz hiçbir filme benzemeyen “Beowulf”, New York Times tarafından (“Mirrormask” ve “Sandman” çizgi romanlarıyla) en çok satan yazar seçilen Neil Gaiman ile Oscar ödüllü senarist Roger Avary’nin ("Pulp Fiction") bu efsanenin beyaz perdeye aktarıldığını görmek için verdikleri on yıllık uğraşın bir sonucu.Yıldız oyunculardan oluşan kadronun başını Ray Winstone (“The Departed”, "Sexy Beast") çekiyor. Kadronun diğer isimleri ise şöyle: Lanetli Kral Hrothgar rolünde Oscar ödüllü aktör Anthony Hopkins; John Malkovich; Robin Wright Penn; Brendan Gleeson; Crispin Glover; Alison Lohman; ve Grendel’ın annesi rolünde Oscar ödüllü aktris Angelina Jolie.
Başrollerini Ray Winstone, Anthony Hopkins, John Malkovich, Robin Wright Penn, Brendan Gleeson, Crispin Glover, Alison Lohman ve Angelina Jolie’nin paylaştığı, Neil Gaiman ve Roger Avary’nin senaryosunu kaleme aldığı filmi Robert Zemeckis yönetti.
KAYIP SIRLAR ADASI
Nikolaj Arcel’in yönettiği ve Sara Langebaek Gaarmann, Lucas Munk Billing, Lasse Borg ile Lars Mikkelsen’in oynadığı Kayıp Sırlar Adası (De Fortabte Sjæles Ø / Island of Lost Souls), Horizon International tarafından vizyona çıkarılıyor.
Heyecanlı hiç bir olayın yaşanmadığı bir kıyı kasabasında 14 yaşındaki Lulu macera aramaktadır. Lulu’nun küçük kardeşin bedeni, 19. yüzyılda şeytanla savaşırken ölmüş bir adamın ruhu tarafından ele geçirilir. Bu üçlü, Kayıp Sırlar Adası’nda gizlenen sırları su üstüne çıkarmakla kalmaz aynı zamanda karanlık güçlere karşı bir savaşa girişirler.
METRES
Catherine Breillat’nın yönettiği ve Asia Argento, Fu’ad Ait Aattou, Roxane Mesquida ile Claude Sarraute’un oynadığı Metres (Une Vieille Maîtresse – An Old Mistress), Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Metres, 1800’ler Fransa’sında geçiyor. Filmin yönetmeni Catherine Breillat’ın, 19. yüzyılda yaşamış Fransız yazar Jules - Amédée Barbey d’Aurevilly’ın romanından uyarladığı film için yarattığı başarılı atmosfer sinema eleştirmenlerinin de dikkatini çekiyor.
MARADONA:TANRI’NIN ELİ
Dünyanın en ünlü futbolcusu Maradona hakkında sayısız kitaplar yazılmış, şarkılar bestelenmiş, onun hakkında durmadan konuşulmuş, tartışmalar olmuştur. Diego Armando Maradona’nın hayatını konu alan bu hikâye ise Arjantin’in idolünü yeniden anlamayı ve anlatmayı ümit ediyor. Bu film, sinemaseverleri Dünyadaki bir Tanrı’yla buluşturmayı vaat ediyor.
ABİM EVİMİN TEK ÇOCUĞU
Accio alıngan, çabuk sinirlenen ve belalı bir tiptir. Her olaya sanki bir savaşa girermiş gibi yaklaşır ve ailesi kendisinden umudu kesmiştir. Kardeşi Manrico ise yakışıklı, karizmatik ve herkes tarafından sevilen, fakat aslında derinlerde kardeşi kadar tehlikeli birisidir.
Mio fratello è Figlio Unico filmi, 1960’lar ve 70’ler İtalya’sında, bu iki tutkulu kardeşin politika ve aynı kadın üzerine verdikleri mücadeleleri konu alan maceralarını anlatır. Şimdi zaman kaçma, geri dönme, ne zaman savaşılacağını bilme ve büyüme zamanıdır. Onbeş yıllık İtalya tarihi arka fonu oluştururken, kardeşler de tüm farklılıklarına karşın aslında ne kadar da benzer olduklarını kavrarlar.
ŞARK VAATLERİ
Viggo Mortensen’in başrolünde oynadığı “The History of Violence” (Şiddetin Tarihçesi) adlı gerilim filminin sıradışı yönetmeni David Cronenberg, tekrar gerilim dolu bir hikayeyle karşımızda. Senaryosunu “Dirty Pretty Things” (Kirli Tatlı Şeyler) ile Oscar’a aday olan Steve Knight’ın yazdığı filmin başrolünde, yine Cronenberg’in değişmez oyuncusu Viggo Mortensen var.
Gizemli ve karizmatik Rus Nikolai Luzhin (Mortensen), Doğu Avrupa kökenli, Londra’nın en acımasız ve tehlikeli ailesinin şoförü olarak çalışmaktadır. Aile, Vory V Zakone adlı bir suç örgütünün parçasıdır. Tüm çevrelerde saygın ve ulaşılmaz bir yere sahip olan Semyon’ın (Oscar adayı Armin Mueller-Stahl) başını çektiği ve tüm servetin, ailesinden çok Nikolai’ye daha yakın olan zorba ve iki yüzlü oğlu Kirill (Vincent Cassel) tarafından kontrol altında tutulduğu, şehrin en lüks yerlerinden biri olarak kabul edilen, ancak kimsenin bilmediği vahşi ve zalim bir dünyaya hizmet eden Trans Sibirya kökenli bir restoran işletmektedirler.
Ancak Nikolai’nin bu güçlü çevre tarafından koruma altına alınmış yaşamı, Noel zamanı Kuzey Londra hastanesinde ebe olarak çalışan Anna Khitrova (Oscar adayı Naomi Watts) ile tanışmasıyla tamamen sarsılacaktır. Anna, doğum sırasında genç bir kızın ölümüne tanık olur ve bu olaydan çok etkilenir. Anna, tek başına kalan bebeğin diğer akrabalarını bulmaya kararlıdır. Bir yandan da, bebeğin annesinin tuttuğu günlüğe ulaşmıştır; ancak günlük Rusçadır ve Anna tek kelime Rusça bilmemektedir.
ZEYNEP’İN SEKİZ GÜNÜ
Cemal Şan’ın yönettiği ve Fadik Sevin Atasoy, Mustafa Üstündağ, Fırat Tanış ile Sinan Albayrak’ın oynadığı Zeynep’in Sekiz Günü, Avşar Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Obsesiflik seviyesinde düzenli bir hayat süren, kendine ait bir dünya kurmuş ve dışarıya kendini tamamen kapatmış, tek başına yaşadığı her günü birbirinin aynı olan Zeynep, bir akşam arkadaşının doğum günü için gittiği barda otururken, bara gelen ve müziğe kendisini kaptırıp dans eden Ali adında bir gençle tanışır ve bu andan itibaren Zeynep’in hayatında beklenmedik değişikler olmaya başlar.
|
|