| |
Bazı günler, bazı tarihler vardır, o günlerde ya da tarihlerde, elimizde olmadan bir hesaplaşmaya girişiriz. Bu hesaplaşma kendi kendimizi masaya yaktırarak yapılır. Yakın ve uzak çevremizi sorgulayarak yapılır. Sevdiklerimizle çekilen filmleri izleyerek yapılır. Bir başka deyişle, film makarasını geriye sararak, şimdiden geçmişe yapılan uzun bir yolculukla gerçekleştirilir. Bayram da hesaplaşmaların yapıldığı sayılı günlerden, tarihlerden biridir. Ama hemen belirtmeliyim, bayram hesaplaması nedense yalnızca ramazan ve kurban bayramlarında yapılır da, örneğin, Cumhuriyet bayramında, Çocuk bayramında, 19 Mayıs Gençlik ve spor bayramında yapılmaz. Düşüncemi soracak olsanız ben, asıl hesaplaşmaların, hesaplaşma yapılmayan bayramlarda yapılması gerekir, yanıtını veririm. Çocuklarımızın, gençlerimizin, cumhurumuzun durumu nedir, durumları nedir? Bir yıl içinde onlar için ne yapmışız, onları nerede bırakıp, nerelere götürmüşüz, nerelere getirmişiz sorularının nesnel yanıtı bulmaya çalışmak asal görevimizdir diye düşünüyorum. Elimde bir kitap var Adı “Kardeş fırtılar”. Yazarı da Gültekin Emre. Şair, yazar, inceleme ve araştırmacı, eleştirmen Gültekin Emre. 1980 yılından beri Almanya’da öğretmenlik yapıyor. İlk kitabını 1980 yılında yayımlamış. Son kitabı da elimdeki kitap. Arada pek çok kitap var. Şiir, inceleme araştırma ve deneme türlerinde. Gültekin’in kitabını yeni edindim. “Gültekin’in” deyişimi belki yadırgadınız. Yadırgamayın. Benim tam 37 yıllık arkadaşım o. Kitabı elime alır almaz, ben de ayrımına varmaksızın bir hesaplaşma koşusuna başlayıverdim. 37 yıl önce, “Türkiye yazıları” dergisinin (Ankara’da, ünlü Sakarya caddesindeki) avuç içi kadar ve kocaman bürosuna uçup gittim. Yıl 1977 idi. Gültekin ile işte o avuç içi büyüklüğündeki kocaman büroda tanıştık. İkimiz de yayınlanmak için büroya yazılarımızı şiirlerimizi bırakmaya gelmiş olurduk. Karşılaşırsak ve kimse yoksa oturur uzun uzun dertleşirdik. Söyleşirdik Doğal olarak konumuz hep sanat edebiyat olurdu. 1980’e yaklaştığımız o yıllarda, yaşanan olaylar da söyleşimize konuk edilirdi. Ya da ikimizin cebinde birkaç kadeh içecek kadar para varsa, hemen ünlü Tavukçu meyhanesinin yolu tutulurdu.37 yılda yaşam bizi ayrı ayrı yerlere savurdu. Aramıza ülkesel uzaklıklar girdi. İkimiz de yaşamın örsünde çok çekiç yedik.Geçen zaman içinde Ankara’daki gibi sık sık buluşamıyorduk ama, birbirimizden hep haber alıyorduk. Birbirimizi hep izliyorduk. Gültekin bu sürede çok yol katetti. Müthiş bir birikimle bilgisel ve kültürel alt yapısını sarsılmaz bir temele oturttu. “Kardeş fırtınalar” kitabında, değişik dergilerde yayınladığı 57 yazı var. Yazılar yirmi yılı aşan bir zaman diliminde yayınladığı yazılardan yapılmış bir seçki..Bu tür yazılar, şayet kitaplaştırılmasa, geçen zaman içerisinde unutulur gider. Pekiyi nedir bu yazıların özelliği? Bu soruyu Gültekin de soruyor kendisine ve şu yanıtı veriyor; “Bu yazılara eleştiri denemez, diye düşünüyorum.Yargılamadan ve kılı kırk yaran bir deşme anlayışından çok, okuduğum şiirlerden aldığım tatların paylaşılması olarak görüyorum bu çalışmaları. Yer yer eleştiri gibi algılanabilecek yerler olsa da bu değerlendirmelerimın bence, tanıtma, duyurma ve anımısatma amacı öne çıkıyor”. Ben onun yargısına katılmıyorum. Yani yazılar yalnızca tanıtma, anımsatma, ufak ufak eleştirileri içermiyor. Bana göre bu yazılar,tas tamam birer hesaplaşma yazısı. Anımsatma ve tanıtmanın içinde hesaplaşma var mıdır? Varsa bile ne kadardır? Kitaba adını veren yazı (s.323), 330 sayfalık kitabın 36 yıllık bir hesaplaşmalar toplamı olduğunu açık seçik söylüyor. 12 Eylül 1980 ile 2006 arasındadaki 36 yılın hesaplaşması bu. Yalnızca şiir, sanat, edebiyat ile hesaplaşma mı bunlar. Öyle görünüyorlar. Ama sözcüklerin üstündeki örtüleri birazcık kaldırınca; altlarından, ülkemizin 36 yıllık tarihçesi çıkıyor karşınıza. Bir acılar toplamı, hüzünler toplamı, savrulmalar toplamı. Yıkılmışlıklar ve parçalanmışlıklar toplamı. Sosyal parçalanmaların, patlamaların edebiyatımıza, özellikle şiirimize büyük etkileri oluyor elbette. Gültekin bu etkilenmelerin kökenini araştırırken, işte tam bu noktada kamerasını sosyal olaylara çeviriveriyor, Çünkü, etkilenme durup dururken olmuyor ki. Şiirin biçimi, dili, kurgusu, duyumsattıkları değişiyorsa, bu değişmeler toplumdaki değişmelere paralel orak meydana geliyor. Bundan yirmi yıl önce yazılmış bir yazıyı okumak ilk anda insana ilginç gelmeyebilir. Ama, gerçek o ki, Gültekin’in dili, hesaplaşmaları bizi çekip götürüyor yirmi şu kadar yıl önceki yaşanmışlıkların orta yerine.. Bu nedenle kitap sonuna değin teslim alıyor sizi. Yapı Kredi yayınlarından çıkan “Kardeş fırtınalar”ın dil ve hesaplaşma sağanağına yakalanınca, sonuna kadar elimden bırakamadım kitabı. Okurken yer yer hüzünleniyorsunuz, yer yer geçmişin resimlerine dalıp gidiyorsunuz Kalemine sağlık Gültekin Emre, seçiminize teşekkürler Yapı Kredi Yayınları..
|
|