| |
Araştırmalara göre; ülkemizde her gün ortalama 3 saat 40 dakika televizyon seyredilmektedir. Yani haftada 25 saat 40 dakika yetişkinler ve çocuklarımızın % 31 i televizyon karşısındadır.
Medyanın özellikle televizyonun bireyleri çocukluk dönemindeki etkileme, şiddeti içselleştirerek davranışa dönüştürme gücüne geçmeden önce kavramlara göz atmak da yarar var diye düşünüyorum ve bildirime kısa bir anımsatmayla başlamak istiyorum. Sözlüklere göre:
MEDYA:Yığınlarla iletişimi sağlayan basın yayın organlarının tümünü kapsayan ortak ad. İngilizce “Mass Media” sözcüğünden geliyor. (bu iletişim ancak medya kuruluşunun izin verdiği ölçüde çift yanlı olabilmektedir. Aslında tek yanlı bir iletişimdir. )
İşitsel Medya : radyo
Görsel Medya :Gazeteler, dergiler, ve diğer basılı türler.
Görsel-İşitsel Medya: Televizyon, internet
ŞİDDET:
Çeşitli anlamları olan bu kavram bildiride “karşıt tutumda, görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma, sert davranma, sertlik” anlamlarını içeren tanımıyla kullanılmaktadır. Dilimizde Şiddet göstermek, şiddet olayı, şiddete başvurmak, şiddetle gibi tanımlarla sıkça kullanılmaktadır.
1993 Birleşmiş Milletler Bildirisine göre tanımlanmış ŞİDDET:
“Fiziksel, cinsel, psikolojik herhangi bir zarar ve üzüntü sonucunu doğuran veya bu sonucu doğurmaya yönelik, özel yaşamda ve kamu yaşamında gerçekleşebilen her türlü, DAVRANIŞ, TEHDİT, BASKI veya ÖZGÜRLÜĞÜN KEYFİ BİÇİMDE ENGELLENMESİ. ”
CANLILARA YÖNELİK ŞİDDET TÜRLERİ
BEDENSEL ŞİDDET. Bedende acı, yara ya da sakatlık veya ölüme sebep olabilen şiddet türü.
DUYGUSAL ŞİDDET: Duygusal boyutta strese neden olabilen, özgüveni sarsabilen, nevroz ya da psikoz yaratabilen şiddet türü.
CİNSEL ŞİDDET: Kişinin cinsel kimliğini tehdit ya da tahrip eden şiddet türü.
Medya (özellikle TV. ) şiddeti çocuklara nasıl sunuyor?
Çizgi filmlerle,
Korku veren açlık, yoksulluk, intihar gibi görüntülerin sıklığıyla,
BBG, televole, realty show, porno, v. b. yayınlarla.
Dilimizi dolayısıyla bilişsel ve duygusal algılamamızı bozarak,
Haberlerin ve sportif yarışmaların sunuluş biçimiyle,
Anne baba rollerini çarpıtan, TV yi kurtarıcı gibi algılatan, yargısız infaz yapan program ve dizilerle.
Reklamlarda çocukların kullanılmasıyla,
Abartılı ve yalanlı reklamlarla,
Temel Eğitim çağındaki çocuklar medyadaki şiddetten nasıl etkileniyor?
Medyadaki şiddet çocuklarda birbirinden farklı bir yada birkaç tepki gelişmesine neden oluyor.
MERAK
Silah türleri, ölüm ve işkence çeşitleri, kas ve silah gücünü sorgulama, karşı çıkma yöntemleri, v. b. yaşlarına uygun olmayan konularda merak gelişimine değişik biçimlerde yaygın olarak rastlıyoruz. Oyuncak, kitap ve film piyasası bu merakı destekliyor ve oyunlarda şiddet doğallaşıyor.
TAKLİT
MEDYADA, gördüğü yetişkin davranışlarına özenerek;neden ve niçin sorularıyla düşünmeden onlar gibi konuşma ve davranma gelişiyor. Bu davranışa çoğunlukla bedensel enerjisi bol, heyecan dürtüsü fazla çocuklarda rastlanıyor. . DAVRANIŞTA ERKEN BÜYÜME. ve erken CİNSEL KİMLİK GELİŞİMİ Oluşuyor.
YOK SAYMA
Yaşanan olayları görmezden gelme. bir anlamda sanal olarak algılama, duyarsızlaşma, hiçbir tepki vermeme, kendi gerçekliğine YABANCILAŞMA ve “Öğrenilmiş çaresizlik “. başlangıcı olarak davranışa geçiyor. Şiddet etkisinde söyleneni sorgulamadan yapan veya edilgin çocuk tipi oluşuyor.
KORKU
Günümüzde medyadaki şiddetin yoğunluğundan doğan (Elektronik cihazlar ve reklamverenler derneğinin araştırmasına göre; 4 büyük TV. kanalında günde 25 olumlu görüntü spotuna karşılık, 4306 olumsuz görüntü ) korku onların yaşama ve yetişkin dünyasına olan güvenini sarsma, çaresizliğe ve umutsuzluğa dönüşmeye doğru gitmekte. ŞİDDET İÇSELLEŞEREK YENİDEN ÜRETİLMEKTEDİR.. Doğal yaşamın gerektirdiği şiddet tepkisiyle (Cana kastedilince, ya da aç kalınca gösterilen tepki) ile, kişilik bozukluğundan oluşan şiddet tepkisini birbirinden ayıramama yaygınlaşıyor.
ŞİDDET İÇEREN DAVRANIŞLARI DOĞALMIŞ GİBİ ALGILAMA VE ÖĞRENME.
Analiz, sentez, kıyaslama, sebep ve sonuç ilişkilerini kavrama becerilerini yitirerek yalnızca GÜCE İNANMA. Düşünmeye üşenme, yetişkin bilgileriyle donanma, SORUN ÇÖZME BECERİSİNİ YİTİRME öğreniliyor.
Özellikle 9 yaşa kadar sanal dünya ile gerçek dünya arasındaki farkın, farkında olamamaktan kaynaklanan DUYGUSAL ZEDELENME, fanatizme yatkınlık, vahşeti sevme, heyecanı şiddette yaşama alışkanlığı, sabırsızlık, içe dönme ve artan yalnız kalma ihtiyacı, çekingenlik, özgüven kaybı, yaşamın ve dünyanın kötü olduğuna ve hiçbir şeyin düzelmeyeceğine inanma, dikkat azalması, konsantrasyon bozukluğu, mucizeler bekleme, sorun çözmede tek yolun PARA, KAS VE SİLAH gücü olduğuna inanma, SALDIRGANLIK geliştirme, yargısız infaz yapmaya yatkınlık, çaresizliği kabullenme, intihara yatkınlık, hedef belirleyememe, ya da yanlış hedeflere odaklanma, iletişim bozukluğu. ANNE, BABA, ÖĞRETMEN, YÖNETİCİ ve diğer yetişkin dünyasına GÜVEN KAYBI.
Medyadaki şiddetin çocuklarda içselleşmesi ve davranışa dönüşmesi Nasıl oluyor?
Çocuk yetişkin dünyasının yarattığı doğal çevreden ve Medyadan şiddeti doğal bir davranış biçimi olarak algılıyor. Kabul ediyor ve öğreniyor. Ya kabul ediyor şiddeti uygulayan, saldırgan davranışlar gösteren zorba rolünü seçiyor, ya da korkuyor, kaçıyor ezilen, güdülen mazlum rolünü seçiyor. Her iki çocuk tipinde de ŞİDDET İÇSELLEŞİYOR ve yeniden ürüyor. Temel Eğitim çağında içselleşen şiddet duygusu çocuklarda ve gençlerde değer ve davranış değişimine neden oluyor.
Bilginin, erdemin, yaratıcılığın yerine fiziksel gücün ve parasal gücün değerleri geçiyor.
Sorun çözme becerisi yerine ÇATIŞMA becerisi gelişiyor.
İletişim yerine KAVGA yerleşiyor.
O çağlardaki en temel ihtiyaç olan ait olma ihtiyacını güç grupları, çeteler alıyor. Sorumluluklardan kaçma
Korkular
Kendisine ve ötekine güvensizlik.
İçe dönme veya saldırganlık.
Nevrozlar,
Depresyonlar biçiminde kendisini gösteriyor. Son yıllarda tüm dünyada artan çocuklarda ruh sağlığı bozukluklarında medyanın payının büyük olduğunu düşünüyorum.
Yetişkin kimliğin % 70 inin oluştuğu okul öncesi dönemde evlerde ve okullarda çocukların karşısına konulan ithal çizgi filmler ve bazı bilgisayar oyunları şiddet içermede ikinci sırada yer alıyor.
Çizgi filmlerde ve bazı bilgisayar oyunlarında ki Şiddet:
- Kahramanlar iki kişiliklidir. Genelde gündelik yaşamda sade silik, güçlükler karşısında mucizeler yaratabilen, aşırı gelişmiş kaslı, özel yetenekli, korkusuz davranışlı güçlü ve yakışıklı erkekler. Clark kent-Süperman ikilisi, He man-Prens adam gibi.
Normal görünümlü ama burnunu oynatınca her şeyi yapabilen kızlar gibi.
Gerçek gibi görünen kahramanlar ön ergenlik ve ergenlik çağındaki çocuklara şimdiki kendi durumlarını.
Üstün , süper güçlü olan kahramanın diğer yüzü ise bu yaş grubunun güç ve başarı, beğeni hayallerini temsil etmektedir.
-Simsiyah kötüler, ve bembeyaz iyiler vardır. Kötüler mutlaka cezalarını çekecektir. Bembeyaz iyiler kurtarıcılardır.
-Normal olarak gerçekleşen bir öldürme olayı oyuncuya veya seyirciye çekici gelmemektedir. Çekici olan parçalamak ve acı çektirmektir.
-Bir çok farklı, gerçeküstü silahlar ve şiddet öğesi olan materyaller vardır.
-Zafer için yalan, öldürme, işkence şarttır.
Heyecan vericidir. Birbirine eklenir. Yabancılaşmanın temel sebebi olan BAĞIMLILIĞA kolayca dönüşerek, temel eğitim çağında kişilik yapısının taşlarından birisi haline gelebilir.
Bazı abone olunan t. v. lerde ve erotizm, pornografi içeren internet sitelerinde:Çocuk Pornosu, Taciz, Ensest, Hayvanlarla seks, Teşhircilik v. b. öğeler yaygındır. Araştırmalara göre internet sitelerinin % 20si bu tarzdadır. Ergenlik döneminin sonuna kadar bu tarz görüntüler ve sesler çocuklarımızın cinselliği ŞİDDET olarak algılamasına
Cinsel kimlik yabancılaşmasına, korkulara, kaygılara, erken ve gereksiz meraklara, özellikle ergenlik çağında bunalımlara neden olmaktadır.
MEDYADAKİ ŞİDDETİN ÇOCUKLARIMIZIN
KİŞİLİK YAPISINA ETKİLERİ:
BEDENSEL ETKİLENME
Gereğinden fazla T. V. ve bilgisayar karşısında kalan çocuklarda, hareketsizlik, giderek obezite, kaslarını kullanma zorluğu sıkça rastlanıyor.
Diğer boyutlardaki etkilenmesine bağlı olarak kabadayı , ya da ürkek çocuk beden dili gelişiyor. (Duruş, el kol hareketleri, yürüyüş, jest ve mimikler olarak. )
Göz bozukluğu.
Elektro manyetik (EM) etkilenme bir çok hastalık riskini içeriyor.
BİLİŞSEL ETKİLENME
NEİL POSTMAN l985 yılında Birleşmiş Milletlere “MEDYA ÇOCUKLARI KÜÇÜK YETİŞKİNLER HALİNE GETİRİYOR” diye uyarıda bulundu.
1990 lı yıllardan beri Avrupa’da, “ÇOCUKLARIN GELİŞİMLERİ İÇİN KORUYUCU BİR MEKANA İHTİYAÇ DUYDUKLARI, ANCAK MEDYA SAYESİNDE SOSYAL, POLİTİK, EKONOMİK VE EKOLOJİK KARMAŞIKLIKLAR İÇİNE FİLTRESİZ BİR ŞEKİLDE TERKEDİLDİLER. YETİŞKİNLER GİBİ BU KARMAŞIKLIKLARI ALGILAMAK VE HAZMETMEK ZORUNDA KALDILAR” konusu fark
edildi ve çocuklar için T. V. nin nasıl kullanılması gerektiği üzerinde çabalar yoğunlaştı.
Zihinsel karmaşa (özellikle 3-9 yaş arası )
Doğal yaşamın gerektirdiği şiddet tepkisi (Cana kastedilince, ya da aç kalınca gösterilen tepki) ile, kişilik bozukluğundan oluşan şiddet tepkisini birbirinden ayıramama. ŞİDDET İÇEREN DAVRANIŞLARI OLAĞAN BİR ŞEYMİŞ GİBİ ALGILAMA VE ÖĞRENME.
Abartıyı ve yalanı(Yağın % 98 hafif olması gibi) olağan bir şeymiş gibi algılama ve öğrenme.
Dilimizin yozlaştırılmasını doğal olarak öğrenme. Ve kullanma.
Okumadan ve kendi düş gücünü yaratmaktan uzaklaşma ve ona sunulan düşlerle yetinme.
Kolay yoldan meslek sahibi olma düşleri. (Geçerli olan Top’çuluk ve Pop’çuluk)
Analiz, sentez, kıyaslama, sebep sonuç ilişkilerini kavrama becerilerini yitirme.
Çalışarak elde edilemeyen heveslere ulaşamayınca şiddetin geçerli olacağını algılama, öğrenme. (Yılbaşı gecesi Taksim’deki otele saldıranların yaş ortalaması 16 idi. )
Düşünmeye üşenme.
Pekiştirmenin gereğini algılayamama.
Sorun çözme becerisini yitirme.
DUYGUSAL ETKİLENME
Özellikle 9 yaşa kadar Sanal dünya ile, gerçek dünya arasındaki farkın farkında olamamaktan kaynaklanan duygusal ZEDELENME . Bu zedelenmeye maruz kalan çocuklar, ön ergenlik ve ergenlik çağlarında daha da önemli sorunlarla karşılaşabiliyorlar.
Yenilmeye karşı öfke.
Yenmek için aşırı hırs
Çizgi film ya da dizi kahramanlarına özenme.
Sanal dünyadaki yap bozlara alışma(Özellikle bilgisayar oyunlarıyla) , gerçek dünyadaki, gerçek sorunlara karşı duyarsızlık.
Vahşeti sevme.
Mucizelere gereğinden fazla inanma
Kendi iç enerjisinin farkına varamama.
Doyumsuzluk
Sabırsızlık
Sesten ürkme.
KORKU
İçe dönme ve artan yalnız kalma ihtiyacı. Yaşıtlarından ve kalabalık ortamlardan sıkılma.
Sorunlardan kaçma.
CİNSEL ETKİLENME
Toplumsal yaşamın ve kendi yaş grubunun doğal gelişimine uymayan erken MERAK.
Deneme arzusu.
Kendi cinsel organlarından korkma ya da onları abartma.
İki insan arasındaki cinsel ilişkinin duygusal boyutunu anlayamama. Cinselliği şiddetle yalanla, aldatmayla özdeşleştirme.
Cinselliğin haz veren mahremiyetini öğrenememe.
Aşk, Sevgi, Cinsellik kavramlarını salt cinselliğe indirgeme ve gençlik çağlarında artan bir cinsel doyumsuzluk.
Çeşitli cinsel objeler ve cinsel birleşme teknikleri karşısında kafa ve duygu karışıklığı.
Araştırmalara göre bazı kiralık T. V. programlarında ve internet ortamında % 20 oranında erotizm ve porno içerikli programlar var. Bu programların çoğu cinsel şiddet, taciz, ensest, hayvanlarla seks, çocuk pornosu, grup seks, teşhircilik gibi öğeler içeriyor.
Cinsel yabancılaşma
Cinsellikten korkma.
BU ETKİLENMELER ÇOCUK DAVRANIŞLARINDA HANGİ BOZUKLUKLARI YARATIYOR?
-Bazı dizi ve Çizgi film karakterlerini taklit
-Çekingenlik
-Mevcut enerjisini kullanmada isteksizlik ve zorluk.
-Arkadaş edinememe.
-Yaşamın ve dünyanın kötü olduğuna inanma.
-Derslerde başarısızlık. Dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu.
-İştahsızlık veya abur cubur yeme.
-Aile içi iletişimsizlik. Aileyi küçümseme.
-Hiçbir şeyin düzelmeyince inanma.
-Özgüven kaybı
-Çevresindekilere, özellikle en çok ihtiyacı olan ebeveyne, öğretmene, ve arkadaşa güven kaybı.
-Sorun çözmede tek yolun PARA , KAS, ve SİLAH gücü olduğuna inanma. Bedensel ya da duygusal SALDIRGANLIK geliştirme. Yargısız infaz yapmaya yatkınlık.
-Saldırganları, olağan kabul etme. Baş edebilmek için suskunluk, rüşvet v. b. yolları seçme.
-Çaresizliği kabullenme. Takım ya da ekip olamama. YALNIZLIK
-Cinsel kimlik sapmaları.
-Üstün güçlere inanma
-Erken ve yanlış cinsel kimlik gelişimi.
-Yaşamdan, mücadeleden korkma.
-İsteğini baskı ile elde etme çabası
-Ön ergenlik ve ergenlik tepkilerinin abartılı yaşanması.
-İntihara yatkınlık.
-Hedef belirleyememe. Ya da yanlış hedeflere odaklanma
-Yaşamı olduğu gibi kabul edememe.
.
NELER YAPABİLİRİZ ?
Televizyonun bizi, ve çocuklarımızı yönetmesine izin vermeyip biz onu yönetebiliriz. Bunun için bilinçlenip, gündelik yaşantımızda aşağıdaki tuzaklara düşmemeliyiz.
-Akşamları eve gelir gelmez hemen ve hiçbir seçim yapmadan televizyonu açmamalıyız.
-Evin her yerine, özellikle çocuklar için riskli bölge dediğimiz çocuk odasına T. V. koymamalıyız. ÇOCUKLAR TELEVİZYONU ÇİKOLATA SEVER GİBİ SEVERLER. Yani doyumsuzca ve bilinçsizce. Yatarak T. V. seyretmek yetişkinler ve çocuklar için kolayca bağımlılığa dönüşmesine neden olabilir. Ayrıca çocuk odasındaki T. V. leri kontrol şansınız azalır.
(İngilizce de elinde yiyecekler, ve uzaktan kumanda aleti, yatarak sürekli T. V. izleyenler için “couch potatoes” yani “Kanepe Hödüğü” sıkça kullanılan bir deyim olarak dünyaya bulaşmıştır. )
-Ailenin bir araya geldiği yemek saatlerinde T. V. açmamalıyız. Aile içi iletişimi katletmenin en kolay yoludur.
-Küçük çocukların bakıcılarına, ya da yakın akrabalara çocuğunuzu çizgi filmlerin karşısına oturtmaları için izin vermemeliyiz. Yerine birlikte oynayabilecekleri oyuncaklar, boya , yapıştırma kesme etkinlikleri, oyun hamurları, verebilir, kaliteli masal kasetleri dinleyip, üzerinde konuşmalarını rica edebiliriz. .
-Programlara bakıp, kim için?Hangi program uygun?Ne zaman? Ve Nasıl seyredeceğiz? sorularını yanıtlama alışkanlığını, ortak karar verme becerisini ailecek geliştirmeliyiz. Bunu yapmadan elimizde uzaktan kumanda aleti kanaldan kanala koşarken, aramızda çocuklar olduğunu unutmamalıyız. Zapping alışkanlığından kurtulmak zorundayız. Çok mecbur kalırsak ancak, kablolu T. V. lerde her kanalı izlemesini engelleyici tedbirler alarak, zapping yapmasına izin verebiliriz.
-TAKLİT öğrenme süreci ve yöntemlerinin çok doğal bir parçasıdır. Çocuklarımızın NEYİ? KİMİ ? NASIL? taklit ettiğini iyi izlemek ve fikir sahibi olmak zorundayız.
-Günümüz çocuğu, artık büyüklerin yarattığı dünyaya kuşkulu gözlerle bakmayı öğrendi. Bunun kalıcı ve davranış bozucu kaygı ve korkulara dönüşmemesi için, onunla beraber olmalı, T.V. izlerken, bilgisayar da oyun oynarken, internette siteleri dolaşırken konuşmalıyız.
Konuşurken kendi duygularımızı kaygılarımızı, korkularımızı içtenlikle paylaşmalı, ve didaktik olmayan bir tarzda, dostça bir yaklaşımla:
Gerçek olanla—Sanal olanı
Yakın olanla---Uzak olanı
Çözülebilir sorunlarla----Kabul edilmesi gereken sorunları analiz
yetisini geliştirmesine destek olmalıyız. Bu aynı zamanda seçme yetisinin gelişmesine de yardımcı olacaktır. Okulda ve evde seçenekli düşünme becerisinin gelişebileceği ortamlar yaratarak, onu dinlemeli, anlamalı ve sorun çözmesine destek olabilmeliyiz. Temel eğitim çağında SEÇME YETİSİ gelişmiş bireyler, yaşam boyu başlarına gelebilecek her tür şiddetle ve sorunla daha kolay baş edebilirler.
-Çevre, doğa, tarih v. b. belgeselleri izlemesini teşvik edebiliriz. Yaşamı savunmak için gösterilen şiddet tepkisi ile, kişilik veya sosyal bozukluktan kaynaklanan şiddet tepkisi arasındaki farkı, çocuklar bu belgeselleri izleyerek kolaylıkla öğrenebilirler. Belgesel izlerken yanında olabilirsek, bizde çocuğumuzla yaşamın ve doğanın mucizesini yeniden keşfetmenin coşkusunu yaşar ve çocuğumuza katabiliriz. Çocuklarımıza her kötülüğe ve şiddete karşın , yaşamda binlerce iyilik , güzellik ve yaratıcılık olduğunu gösterebiliriz.
-Çocuğumuzun Medya karşısında hiçbir duygusunu yargılamadan anlamaya ve dinlemeye çalışmalıyız. Örneğin savaştan korkan bir çocuğa”Evet dünyanın içinde bulunduğu bu durum çok üzücü ve korkutucu, ben de üzülüyor ve korkuyorum. Ama biliyorsun değil mi?SEVİNÇLER PAYLAŞILINCA BÜYÜR. ÜZÜNTÜLER PAYLAŞILINCA AZALIR VE DAHA KOLAY ÇÖZÜM ÜRETİLEBİLİR. Duygularımı seninle paylaşmak bana iyi geldi. İyi ki varsın” deyip,. Sarılabiliriz. .
-Bilgisayar oyunları seçerken yanında olup katkı koyabiliriz.
-Bilgisayar oynama, internette gezme, T. V. seyretme saatlerine sınır koymalıyız.
Onda işinin öğrencilik olduğu ve eğlenmenin okulla ve evle ilgili sorumlulukları yerine getirdikten sonra hak edilebileceğinin bilincini yerleştirmeliyiz. Bu bilincin yerleşmesinde okuluyla sürekli bir işbirliği içinde olmalıyız.
- Çocuğumuzun önünde kitap okuyarak örnek olmalıyız. . Hafta sonları için T. V. ve bilgisayar yerine ailecek uygulanabilecek alternatif programlar yaratabiliriz.
-6 yaşın ikinci yarısından başlayarak T. V. izlerken teknik temel bilgileri ona katabiliriz. Efektler, görüntüler, ses düzenleri, reklamlar gibi.
Çocuklar:
3-4yaşından sonra programları birbirinden ayırabilirler. 6 yaştan itibaren gerçekle kurgusalı, mesajın özüyle ayrıntılar arasındaki farkı fark etmeye başlarlar. 8 yaşlarında ise içeriğin toplumsal değerlendirilmesini düşünmeye başlarlar. Onlara yaşlarına göre yaklaşım içinde olabilmek çok önemlidir
-KENDİMİZE BAKARAK NASIL BİR MODEL OLDUĞUMUZ KONUSUNDA ÖZELEŞTİRİ YAPABİLİRİZ. VE ÇOCUKLARIMIZ İÇİN GELİŞEBİLİRİZ.
“ EN KÖTÜ ŞEY KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLAŞMASIDIR. ”
Arient’in bu sözü günümüz dünyasının tanımına uymaktadır. . Kötülük çocuklarımızın kaderi olmayabilir.
Çocuklarımızın eğitimi hangi meslekte olurlarsa olsunlar tüm yetişkinlerin sorumluluğundadır. Bu nedenle Şiddet pompalayan Medya kuruluşları karşısında hep birlikte yapabileceklerimiz daha da değerli ve önemlidir.
Çocuklarımız için, her yetişkinin Medyayı sorgulama ve yönetme sorumluluğu olduğu, bilincini toplumsal yaşamımızdaki herkese yayabiliriz.
Çocukların uyanık olduğu saatlerde şiddet içeren görüntülerde ısrar eden kanalları, telefonla, imza toplayarak, seyretmeyerek, okul aile birlikleri ve diğer sivil toplum kuruluşları, sivil girişim grupları olarak ziyaret ederek uyarabilir, gerekirse protesto edebiliriz. Kendi aramızda medya izleme komiteleri oluşturabiliriz.
Çocuk programlarının hazırlanmasında mutlaka uzman görüşü alınmasını Medyadan ısrarla talep edebiliriz. Şiddet içeren ucuz Amerikan, ve Japon yapımı Çizgi filmleri protesto edebiliriz.
Bazı programların hemen kaldırılmasını talep edebiliriz.
Filmler, diziler, haberler v. b. programların kesilerek şiddet içeren programların reklamlarının yapılmamasını talep edebiliriz.
Şiddet görüntülerinde ısrarcı kanallara, gazetelere v. b. medya organlarına reklam verilmemesi için iş dünyasına talepte bulunabiliriz.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE BU BİLİNCİ YAYABİLİRİZ.
Bu konuyu önemseyip yeni ve şimdi aklımıza gelmeyen etkili yöntemler yaratabiliriz.
KİRLİ ŞİDDET İÇEREN VAHŞİ VE ÜMİTSİZ BİR YAŞAMA ÇOCUKLARIMIZI MAHKUM ETMEYEBİLİRİZ. .
Unutmayınız!. .
MEDYA BIÇAK GİBİDİR.
EKMEKTE KESEBİLİRSİNİZ.
ADAM DA ÖLDÜREBİLİRSİNİZ.
------------------------------------------------------------------------------------------
Bu bildiri yazılırken yararlanılan kaynaklar :
Televizyon, Teknoloji ve Kültürel Biçim-Raymond Williams
sachmalama türkçe de neymiş-Rüştü Erata
Postmodernizm ve Tüketim Kültürü-Mike Featherstone
Gençlik Gözüyle Gençlik-Prof. İbrahim Armağan
Çağımızın Nevrotik Kişiliği-Karen Horney
Kitle Kültürü, kitlelerin afyonu-Hasan Bülent Kahraman
Medyada iki yüzlülük-Edward S. Herman
Bağlantı Doğru mu?-Jane M. Healy
Popüler Kültür-Doğu-Batı dergisi
Küreselleşme-Doğu Batı dergisi
Çocuk ve ergen gelişimiyle ilgili pek çok kitap.
Şiddet ile ilgili pek çok kitap, dergi makale ve araştırma.
Medya hakkında pek çok makale ve araştırma.
32 yıllık eğitimcilik gözlemleri ve deneyimleri.
|
|