Siz gidin dünyanın en önemli operalarından Viyana Devlet Operası'na giren ilk Türk olun... Dünyaca ünlü tenorlardan ders alın, onlarla aynı sahneyi paylaşın... Sonra da zirvedeyken ülkenize geri dönerek operayı sevdirmeyi amaç edinin. 'Olacak iş değil!' diyenleri duyuyor gibiyim. Ama o döndü işte.
Hakan Aysev, dünya çapında ün sahibi, gurur duyduğumuz tenorumuz.
20 yaşında Pavarotti ile tanışan, dünyaca ünlü tenorlarla aynı sahneyi paylaşan Hakan Aysev, Nilüfer'den Bulutsuzluk Özlemi'ne şimdi de Türk sanatçılarla, Türklere operayı sevdirmeye çalışıyor..
Ünlü tenor Hakan Aysev, koçluk yaptığı yarışmanın ardından magazin programlarında 'yorum' yapmaya başlayınca, "Acaba Aysev de mi şöhrete merak sardı?" sorusu, yüksek sesle sorulmaya başlandı. Aysev'in cevabı ise tokat gibiydi:
iki yıl önce dünyanın en büyük opera sahnesine çıktım, yazdınız mı?.. "1 yıl önce, Sibelius'un yeni çıkarılmış senfonik şiirinin dünyadaki ilk CD albüm kaydını Hollanda Tilburg Senfoni Orkestrası ile kaydettim. Bu dünyada tektir. Ve siz beni aramadınız! Geçen sene Barselona Senfoni Orkestrası'yla birlikte söyleyen ilk Türk oldum ve toplam 35 bin kişiye 25 konser verdim, bunu da yazmadınız! Yine geçen yıl dünyanın en büyük opera sahnelerinden birinde; Buenos Aires Teatro Colon'da opera söyledim, bunu da yazmadınız!"
İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı, dünyaca ünlü tenorumuz Hakan Aysev, çok değil daha bir yıl öncesine kadar, sadece klasik müzik tutkunlarının tanıdığı 'yerli Pavarotti'ydi...
Ancak bütün dünyada da olduğu gibi, bizim ülkemizde de tanınmak için verdiğiniz emekle, gösterdiğiniz çabayla anılmak için ya ölmek gerek yada sansasyonlarla gündeme gelmek gerekiyor. Polemikleriyle gündemi meşgul eden 'Şarkı Söylemek Lazım' yarışmasında Serap Ezgü'nün koçu olarak ekrana çıkınca, tabiri caizse halka indi! Atışmalara, tartışmalara fazla bulaşmasa da şu bir gerçek: Artık sokaktaki insan bu iri cüsseli, muhteşem sesli adamın aslında bir tenor ve isminin de Hakan Aysev olduğunu biliyor.
İnternette küçük bir arama yaptığınızda onun hakkında;
"etli dolmayı çok seven, insanları kırmaktan çok korkan, herkesi kendi gibi sanıp yaptığı birçok işlerde hata yapan, kalbi ve yüreği tertemiz insan."
"ankaralı, türk opera sanatçısı. Konuşurken bile opera yapar gibi bir hali vardır. Müziğe aşıktır.
Luciano Pavarotti'nin öğrencisidir.", gibi yazılar bulmanız mümkün.. Magazinsel kısmı bizi pek ilgilendirmediği için oraya girmiyorum.
2003 "Aria ve Napolitenler" albümünün ardından, Aralık 2006 da çıkan 2nci albümü "İnci Avcıları"'nda Latin, tango ve aryalarla operanın en güzel parçalarını 'etnic house' tarzında yorumlayan Hakan Aysev, Mart 2009 da son albümü "Böyle Aşk Olmaz" ile farklı bir tarzla müzik severlerin karşısına çıktı. Albümde dört bestesi ile var olan Metin Özülkü, Hakan Aysev albümümün de müzik yönetmenliğini yapıyor. Böyle Aşk Olmaz, Sarhoş, Neye Yarar, Tutuldu Dilim, Doğum Günüm ve Entarisi Ala Benziyor gibi şarkıları seslendiren Hakan Aysev, "Müzik dinleyenlere keyifli bir müzik sunduğumu düşünüyorum. Son günlerde yapılan müzik kirliliğinin yanında temiz bir albüm dinleyecekler" diyerek opera kadar pop tarzında da iddialı olduğunu söylüyor. Hakan Aysev,4ncü olacak yeni albüm çalışmalarına hız verdi bile. Kışa aylarında çıkması planlanan ve tamamı Kayahan'a ait olan parçalardan oluşan CD öncesi Aysev'le hoş bir sohbet gerçekleştirdik.
İşte Aysev'le gerçekleştirdiğimiz bu hoş sohbet..
• Türkiye'de opera sanatçısı olmak çok özel. Türk - Opera -Magazin.. Açıkçası pek rastlanmayan bir kombinasyon. Sizin bu serüveniniz nasıl başladı?
Tesadüfen opera sanatçısı oldum! Müzik öğretmenimden sürekli azar işitirdim ve o derste başarısızdım. Korolarda şarkı söyleyen öğrencileri de hiç hoş karşılamazdım. Basketbolcuydum. Annemin içinde kalan bir şeydi benim müzikle ilgilenmem. Çorum'da büyümüş ve hocaları sesinin çok güzel olduğunu söylemişler. Ailesi izin vermemiş annemin konservatuar okumasına. Beni 15 yaşımda konservatuar sınavına soktu; Kazanamayacağımı bildiğim için gayet rahattım. Ama üç yüz kişi arasından ilk dokuza girdim. Annem bendeki yeteneği görmüş ve beni doğru yönlendirmiş. Birçok ebeveyn bunu yapamıyor..
"Müzik virüs gibidir!"
Okula başladıktan bir yıl sonra şan ve opera konusunda çok büyük bir aşk yaşamaya başlayan Devlet Sanatçısı Aysev müzik macerasını şöyle anlattı: "Konservatuara giren en genç öğrenciydim. Altı sene Mustafa Yurdakul ile şan çalıştım. Sevgili hocam bana çok yardımcı olmuştur her konuda, yurt dışına çıkmama da o yardımcı oldu. Özel bir burs alarak Viyana'ya gittim. Viyana Müzik Akademisi'nde bir sene master yaptım. Daha sonra da Viyana Devlet Operası'na girdim. Viyana'da üç sene şarkı söyledikten sonra bu dönemde Luciano Pavarotti'nin öğrencisi oldum. "
• Artık Pavarotti'ye geçelim... Tanışmanız nasıl oldu?
Pavarotti ile 20 yaşımda tanıştım. Viyana'ya her geldiğinde birlikte çalıştık. Pavarotti'den çok şey aldım. Böyle bir efsanenin 'insan' olabildiğini gördüm. Çok alçakgönüllü. 20 yaşında bunu görebilecek şansa sahip olabildiyseniz hayatınız farklı gelişiyor. O büyük bir efsane ve onu ilk gördüğümde elim ayağım dolandı.
• Viyana'da size bakış açısı nasıldı? Hakan Aysev Viyanalılar tarafından nasıl biliyor biraz bahseder misiniz?
Beni İtalyan, İspanyol sandılar. Türküm dediğimde 'burada doğup büyüdünüz' dediler. Türk olduğuma inanmadılar. Bu onların suçu değil tabii ki. Bizim suçumuz. Biz Türkiye'de 40, 50 yıldır opera yapıldığını, çok iyi opera bestecilerinin olduğunu, çok iyi opera sanatçılarının olduğunu ne yazık ki anlatabilmiş değiliz. Şimdi ben elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum. Nilüfer ile pop-opera, Bulutsuzluk Özlemi ile rock-opera yapıp konser verdik. Senfonik rock grubuyla albüm yaptım. Türk Sanat Müziği'ni opera olarak okudum. Elimden geleni yapmaya çalışıyorum operayı tanıtmaya gayret ediyorum.
• Opera Türkiye'de belki de en çok sizinle tanındı. Niye böyle bir misyon yüklediniz kendinize?
Ben star olayım, şöhret olayım diye yapmadım. Amacım operayı, çoksesli müziği bir yerlere getirmek ve tanıtabilmekti. Türkiye'de yıllardan beri yapılamamış. Bu ülkede iyi bir opera ekolü var aslında. Biz bunları niye göremiyoruz anlamıyorum.
• Yurtdışında çok önemli bir noktadayken ülkeye döndünüz. Bazı insanlar bunu göremediği gibi sizi popülerlikle suçluyorlar...
Birçok kişinin gençliğini yaşadığı dönemlerde, dünyanın en önemli operasında, Viyana'da, başroldeydim. Bu çok başka bir şey. 12 yıl yurtdışında çok başarılı bir şekilde sanatımı yaptım ve geri döndüm. Ben bu ülkeyi çok seviyorum ve sanatımı burada yapmam gerektiğini düşünüyorum. Eleştirenler bir yerde kıskançlıktan eleştiriyorlar. Türkiye'nin içinden çıkamadığı iki problemi var; kıskançlık ve değer yargılarını kaybetmiş olmak. Hiçbir şeyin değeri bilinmiyor maalesef. Nilüfer ile pop opera, Bulutsuzluk Özlemi ile opera gibi birçok farklı konseptte konserler verdim. Amacım çok hayran oldukları sanatçının yanında operayı tanıtmak. Bu, dünyada da böyle yapıldı.
• Peki ya meslektaşlarından olumsuz tepkiler geliyor mu?
Beni tanıyanlar yani misyonumun Türk halkına operayı ve çok sesliği tanıtmak ve sevdirmek olduğunu bilenler "Helal olsun" diyorlar. Ancak önyargılı olanların ve beni tanımayan meslektaşlarım da 'Adam popüler olmak istiyor' diye yanlış bir yargıya kapıldıkları bir gerçek.
• Amacınız hedefe ulaştı mı sizce? Bunun karşılığını nasıl aldınız popülerlik anlamında? Evet benim istediğim tam da buydu diyebiliyor musunuz?
Caddede yürürken insanların beni tanıması diyebilirim. Bu çok güzel ve iç ferahlatıcı duygu. Çok iyi sesiniz var, çok beğeniyoruz, Allah sesinize güç versin denmesi çok özel. Örneğin benzincide pompacının abi İbrahim Tatlıses şarkılarını çok güzel söylüyorsunuz demesi benim için renkliliktir. Her iki tarafa da zarar vermeden, dengede yapmalısınız bu işi. Çünkü sonuçta ben bir opera sanatçısıyım. Sahnede dünyanın en zor eserlerini söylüyorum. Bunun yanında popüler işleri yapmak epey zor.
HEDEF SOKAKTAKİ İNSAN
"Opera sokaktaki insanlar için çok ütopik bir kavram !"
Benim misyonum Türkiye'de çok sesli müziği ve operayı geniş kitlelere yaymak. Bunu sadece CNN Türk, NTV ve TRT-2 gibi 3 tane kanalda söylemekten sıkıldım... Kültür programlarının ne zaman ve kimlere yayınladığına bakın; ben Türkiye'ye döndüğümden beri, (yaklaşık 9 senedir) aynı insanlara laf anlatıyorum. Oysa benim hedefim sokaktaki insan. Ve sokaktaki insan şu an Pazar Keyfi'ni ve diğer magazin programlarını izliyor. Orada ben 2010 yılında İstanbul'un kültür başkenti olacağını söyledim ki o programı izleyen birçok insanın bilmediği bir şeydi bu belki... Orada 'opera sanatçılığı dünyadaki en zor mesleklerden biridir' dedim, Seda Sayan'ın selüliti var demedim ki..."
Demet Karal'ın 'müzik yarışma programından bir de çok verimli bir doğum oldu. Penguenler grubunu kurduk. Ferda Anıl Yarkın, Metin Özülkü ile birlikte.
--
Röportajımız devam ederken düşünmeden edemedik, Yani Aysev ne kadar popüler olursa, opera da o kadar popüler olacak aslında! Doğru söylüyordu. Yani illa operacı diye ağır bir duruşu mu olmalı? Oysa yarışmada da, röportaj anında da gördük ki, gayet sevimli bir adam kendisi... Zaten şu sözleri de işitince artık bundan emin olmamak mümkün değil: "Benim duruşum primadonna duruşu değil! Leyla Gencer (benim inanılmaz hayran olduğum bir opera sanatçısıdır, Türkiye'den bir daha ona benzeyen kimse çıkmamıştır) duruşu değil benim duruşum. Ben insanlardan uzak olamam. Çok kurumsal olarak; 'Ben opera sanatçısıyım, şunu dinlerim bunu dinlerim' demem. Ben Türk Sanat Müziği de söylüyorum, arkadaşlarımla rakı içerken -karşı çıksam da- arabesk de söylüyorum... Oryantal yapıda bir insanım."
--
• Son Albümünüz "Böyle Aşk Olmaz" tamamı türkçe ve tarzınızdan çok farklı bir albüm olmuş. Böyle bir albüm ile amacınız nedir?
"Ben daima bu topraklara ait olduğumu ve bu ülkede Türkçe müzik dinleyen herkese sevdiği şekilde şarkı söylemem gerektiğini düşündüğüm için bu albümü yaptım. Sesim ve yorumumla, beni seven herkesle güzel şarkıları paylaşmak istedim. Elbette bir opera sanatçısıyım ve kariyerime devam edeceğim. Ama Türkçe söylenen her eserde bir yorumcu olarak bütün birikimim ve kabiliyetimle var olduğumu ifade etmek istedim."
• Son olarak yeni albüm çalışmalarınıza hız verdiğinizi biliyoruz. Tamamı Kayahan parçalarından oluşacak bu çalışmaya nasıl karar verdiniz?
Türkiye'nin en büyük bestecilerinin başında gelen, müziği anladığımdan beri kendisine hayranlık duyduğum gönül adamı Kayahan'ın beni düşünüp bu projeyi hazırlamasından dolayı büyük gurur duydum. Konserlerimde Kayahan'ın şarkılarını söylemeyi zaten çok seviyorum. Kendisinden bizzat böyle bir proje gelince çok heyecanlandım.
• Röportajımızı tamamlamadan önce İzmirliler başta olmak üzere izmirdeyasam.com ziyaretçilerine söylemek istedikleriniz?
2000-2002 yıllarında İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde Müdür ve Genel Sanat Yönetmenliği yaptım. İzmir'de çok güzel arkadaşlıklarım, dostlarım var. Fırsat bulduğum her an İzmir'e geliyorum. Çeşme'de tatil yapmayı seviyorum. Beni dinlendiriyor. Bu yıl mart ayında albüm çıkınca pek gelemedim. İlk fırsatta geleceğim ama. Gerçekten çok özledim. Belki birde konser vererek sevenlerimle de buluşma imkânı bulabilirim. Tarihini ilk izmirdeyasam.com üyeleri ile paylaşacağıma söz veriyorum.
Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyoruz. Çok yakında İzmirde olacağınız tarihi sevgili ziyaretçilerimizle paylaşmak dileği ile..
----------
Hakan Aysev'den dinlemeye doyamadığımız klipleri burada yayınlıyoruz.
Daha fazlası için; her türlü bilgilerini bulabileceğiniz, şarkılarını dinleyebileceğiniz ve çıktığı çoğu programı seyredebileceğiniz ve bizzat kendisinin okuduğu Ziyaretçi Formunu doldurabileceğiniz
www.hakanaysev.com sitesini öneriyoruz.. Mutlaka Ziyaret edin..